Ne kadar biliyoruz?
Nasıl daha çok öğrenebiliriz?....
A.Şükran Demiralp, 26-07-2016
"İnsan sahip olduklarının toplamı değildir, henüz sahip olamadıklarının ve sahip olabileceklerinin bütünüdür."
"Man is not the sum of what he has but the totality of what he does not yet have, of what he might have."Psikiyatr Irvin_yalom
".. Gerçeklik deneyimimiz biyolojik yapımızla kısıtlanmış durumda.. Öznel çevre; umwelt"Sinirbilimci David Eagleman
https://www.ted.com/talks/david_eagleman_can_we_create_new_senses_for_humans?language=tr
Tourette Sendromu (TS)'nu İrdelemeye çalışır; TS nedir? Eşlik eden ve etkileşen bozukluklar nelerdir? TS'nin geniş yelpazesini etkileyen iç ve dış nedenler neler olabilir? Vb.. Bu blog sivil, etik ve bilimsel olmaya çabalar. TS ile ilgili 2010 tarihinde yazılmış bir kitap da mevcuttur. Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği ile ilgili çabalarla birlikte TS irdelemeleri 1980'li yıllara doğru geri gider. #İrdelemeler, #Etik, #Nöroetik, #Nörofelsefe
25 Temmuz 2016 Pazartesi
16 Temmuz 2016 Cumartesi
FEYNMAN’ın yanılgısı var mı? VARsa, NE olabilir? YOKsa neden YOK?
FEYNMAN’ın yanılgısı var mı? VARsa, NE olabilir? YOKsa neden
YOK?
ALINTI: “Ama ne yapıp edip kendimizi kandırmamayı; tam bilimsel
bütünlüğe ulaşmayı, hiçbir derste özellikle anlatılan bir konu değildir. Sadece
sizin ozmos yolu ile bunu
kaptığınızı ümit ederiz.
Halbuki, ilk ilke kendimizi kandırmaMAmızdır. En kolay
kandırılacak kişi insanın kendisidir. Kendimizi kandırMAdığımızda diğer bilim insanlarını
kandırmamız hiç kolay değildir. Ondan sonra artık herkes kadar dürüst olmanız
yeterlidir.
Bilim için zorunlu olmayan, ama inandığım bir şey; bilim
insanı olarak diğer insanlarla konuşurken onları yanıltmaMAmız. Size karınızı /
kız arkadaşınızı kandırırken ya da buna benzer bir şey yaparken ne yapmanız
gerektiğini söylemiyorum. O zaman bilim insanı olmaya çaba sarf etmiyorsunuz,
sadece normal bir insan olmaya gayret ediyorsunuz. Bu sorunları size ve
inançlarınıza bırakıyorum. Ben özel, ilave bir bilimsel bütünlükten
bahsediyorum. Bu yalan söylemek
değildir, ama nasıl yanılmış olabileceğinizi de göstermek için gayret etmektir.“
* Kaynak: Eminim Şaka
Yapıyorsunuz Bay Feynman, Richard P. Feynman, Alfa/Bilim
Derleyen A.Şükran Demiralp,
16-07-2016
9 Temmuz 2016 Cumartesi
ROSENHAN DENEYİ ve DSM Tanı Kriterleri ve Dahası
ROSENHAN ( https://en.wiki2.org/wiki/David_Rosenhan ) DENEYİ (https://en.wiki2.org/wiki/Rosenhan_experiment )
(1) Aşağıdaki yazıda katılMAdığım bir konu: "Kimse iyileşmiş bir kanser hastasını kusurlu olarak görmezken.."; bu ne kadar doğru? Bir kere KANSERLİ olarak etiketlendiyseniz de artık bu etiket ömür boyu üzerinizde kalacaktır! Yani şüpheyle izlenmeye devam edileceksiniz. Bu o kadar da kötü bir şey olmayabilir de.. Kişisine ve onu izleyen uzmanlara da bağlı olarak elbette..
YAZI:
"Psikiyatri Dünyasını 7.5 Şiddetinde Sallayan Sıra Dışı Bir Çalışma:
Psikiyatri tarihinin belki de en çarpıcı deneylerinden biri olan ve "Pat Deneyi" olarak da bilinen "Rosenhan Deneyi", David Rosenhan adlı bir psikiyatrist tarafından yapılıyor.
Rosenhan'ın deneye başlarken cevaplamaya çalıştığı soru ise "Bir kişinin akıl sağlığının yerinde olup olmadığı, akıl sağlığının derecesi kesin olarak anlaşılabilir mi?" sorusu. Kendisi bu konuda bir hayli kötümserdir ve psikiyatri uzmanlarının düşüncelerinin objektif kriterlere dayanmadığını deneylerle kanıtlamaya çalışır.
Peki bu ilginç deney nasıl yapıldı?
Hemen anlatalım. Rosenhan'ın da dahil olduğu ve toplamda üç psikolog, bir psikiyatr, bir öğrenci, bir pedagog, bir ev kadını ve bir ressamdan oluşan sekiz kişi, ayrı ayrı, gaipten sesler işittiklerini söyleyerek bir kliniğe müracaat ederler. Pek tabii ki bu 8 kişinin aslında hiçbir rahatsızlıkları yoktur. Nitekim kliniğe kabul edildikten hemen sonra, bir rahatsızlıkları kalmadığını söylemeleri ve normal davranmaları konusunda anlaşmışlardır ve öyle de yaparlar.
Tam bu noktada çok ilginç bir şey olur ve klinik yönetimi hasta olduklarını düşünerek iddialarını kabul etmez. Israrlı şekilde iyi olduklarını söylemeye devam ederler, fakat en erken çıkan bile klinikte yedi gün kalmak zorunda kalır.
Rosenham çalışmasını burada sonlandırmaz ve devam eder.
Klinikten çıkanlar, aynı iddialarla ve bu sefer farklı isimlerle başka bir kliniğe başvururlar. Grup her seferinde çeşitli sesler duyduklarını iddia ederek başvuru yapar ve bu şekilde toplamda tam 12 tane kliniği ziyaret eder. Hastanelerin ve doktorların kalitesinin deney üzerinde etkili olmadığını göstermek için farklı türde kliniklere başvururlar. Bu klinikler arasında kırsal kesimlerdeki devlet klinikleri, büyük şehirlerdeki üniversite hastaneleri ve bir özel hastane vardır.
Yalancı hastalar da hastaneler gibi, eğitim, meslek, yaş gibi yönlerden birbirlerinden oldukça farklılardır ve tanınma ya da araştırılma riskine karşın takma isimler kullanırlar. Tüm bunlar, deneyin yanlı olmadığını kanıtlamak için yapılır.
İlginç olan şudur ki, bütün klinikler bu 8 kişilik grubun tamamına hastalık teşhisi koyar. Gaipten sesler duyduklarını söyleyerek kliniklere başvuran 8 hastanın tümü, “boş”, “boşluk”, “nafile” gibi sözcüklerin kafalarında tekrarlandığını iddia ederler, ki bu sözcükler David Rosenhan ve ekibi tarafından, varoluşsal bir krizin sinyallerini verdikleri için özellikle seçilmiştir. Gruptan 7 kişiye şizofreni, 1 kişiye manik-depresif psikoz tanısı konduktan sonra tümü hastaneye yatırılır.
Hastaneye yattıkları andan itibaren tamamen “normal” ve uyumlu davranan, artık ses duymadıklarını söyleyen kişilerin hasta olmadıklarına hekimleri ikna etmeleri, ortalama olarak 19 gün sürmüş, bir keresinde kişilerden biri tam 52 gün hastanede tutulmuştur.
İlginçlikler burada da bitmiyor, çünkü klinik yönetimleri asla hastaların iyi olduğuna inanmıyor. Hastaneden taburcu ederken bile "gerileme dönemindeki şizofreni" teşhisi koyarak yolluyorlar. Rosenhan’a göre bu tanı, akıl hastalıklarının iyileştirilebilir olarak görülmediğini gösteriyor; çünkü gerileme durumunda şizofreniye sahip olmak, aklı başında olduğunuz anlamına gelmiyor. Kimse iyileşmiş bir kanser hastasını kusurlu olarak görmezken, tek bir “çeşitli sesler duyma” şikayeti bile bir hastanın hayatı boyunca üzerine yapışacak bir etikete sahip olmasına sebep olabiliyor.
Rosenhan’ın ortaya koyduğu deneyin ilk sonuçları, psikiyatri camiasında büyük tartışmalara sebep oluyor. Öyle ki, ülke genelindeki klinikler deneyin sonuçlarına ateş püskürüyor ve kendilerinin diğer hastaneler gibi bu tarz hataları asla yapmayacaklarını söylüyorlar. Hatta bir hastane yönetimi, David Rosenhan ile iletişime geçerek meydan okuyor ve hastanelerine önceden haber vermeksizin yalancı hastalar göndermesini istiyor.
İddiaları, ilk deneydeki durumun kendi hastanelerinde asla yaşanmayacağı, hastanenin doktor ekibinin bu yalancı hastaları gerçeklerinden ayıracağı yönünde.
Rosenhan, bu meydan okumayla karışık teklifi kabul ediyor.
Rosenhan’ın bu teklifi kabul etmesi üzerine, üç aylık süreç içinde hastane ekibi, hastaneye başvuran 193 hastanın 41’inin yalancı hasta olduğunu düşünüyor; ayrıca 42 kişiden de şüphe duyuyor. Hatta bu 41 hastanın 19’unun akıl sağlığının yerinde olduğu konusunda en az bir psikiyatrist ve bir hastane personeli daha görüş birliğine varıyorlar.
Sıkı durun, çünkü Rosenhan psikiyatri dünyasını bu ikinci çalışmayla iyice rezil rüsva ediyor. Şöyle ki, kendisi bu üç aylık süreçte aslında hastaneye bir tane bile yalancı hasta göndermiyor. Bu ikinci araştırmadan sonra psikiyatri dünyası Rosenhan karşısında teslim bayrağını çeker.
Konuyla ilgili “Psikiyatri kliniklerinde, akıl sağlığı yerinde olanla olmayanı ayıramadığımız apaçık ortada” diyen Rosenhan, “İkiden fazla psikiyatri uzmanının normal zannedip sahte hasta olarak nitelendirdiği 19 kişi gerçekte normal miydi, yoksa akıl hastası mıydı? Bana kalırsa bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz” diye ekliyor.
Deneylerle ilgili bir çarpıcı durum daha var.
Öyle ki, ilk çalışmada hasta olduğu teşhisiyle hastaneye yatırılan 8 kişilik grubu, o an hastanede bulunan gerçek hastaların bir kısmı sahte hasta olarak görüyor.
Tam olarak detay vermek gerekirse, o sırada kliniklerde yatan 118 gerçek hastadan 35’i, bu 8 kişilik grubun bazı üyelerine "Sen deli olamazsın, herhalde hastaneyi teftişe gelen bir gazeteci ya da profesörsün" der, kalan hastalar da bu kişilerin önceden hasta olup şimdi düzeldiğine inanır.
Hastane görevlileri ise, onların birer "sahte hasta" olduğunu hiçbir zaman anlamaz.
Sonuç olarak bu muhteşem deney, psikiyatri dünyasında deprem etkisi yaratmayı başardı.
Ülke genelinde onlarca kliniği ve yüzlerce psikiyatrı çaresiz bırakan Rosenhan'ın çalışmaları sonucunda Amerikan Psikiyatri Birliği, Akıl Hastalıklarının Tanı ve İstatistik El Kitabı adlı rehberini değiştirdi. Ayrıca Rosenhan'ın araştırmaları, akıl hastanelerinde reformun ve hastanelerde tutulan kişilerin taburcu edilebileceği fikrinin yaygınlaşmasına katkı sağladı.
Ne diyelim, bilim böyle aykırı bilim insanları sayesinde büyük adımlar atıyor."
Kaynak:
Derleyen: A.Şükran Demiralp, 9 temmuz 2016
-----------------------------------------------------------------------------
4 aralık 2019: David Rosenhan’s “pseudopatient” study shook psychiatry to its foundations. But a new book suggests he may have made it all up.
David Rosenhan'ın “sahte hasta” çalışması, psikiyatrinin temellerini sarstı. Ancak yeni bir kitap, her şeyi uydurmuş olabileceğini gösteriyor.
8 Temmuz 2016 Cuma
Richard P. Feynman ve Psikiyatride Tanı Kriterleri
Psikiyatri,
halen günümüzde de diğer tıp dallarına göre gizeminin çözülmesi en zorlayıcı olan
disiplin özelliğini sürdürmektedir. Elbette bunun birçok nedeni olabilir. En
önemli nedenler için neler düşünürsünüz?
DSM Kriterleri'nin ilk kez 1953 yılında yayımlandığı vbg bilgileri önceki bir çok paylaşımımızdan biliyoruz. Örneğin aşağıdaki paylaşımımız: https://www.facebook.com/1418717421690985/photos/a.1418838628345531.1073741829.1418717421690985/1814653188764071/?type=3&theater
Sanırım ilk tanı kriterleri konmadan önce yaşanmış bir olay; yaklaşık 70
yıl öncesi için fizikçi Richard P. Feynman (https://en.wiki2.org/wiki/Richard_Feynman)’dan bir deneyim aktarımını * özetledim:
Richard P. Feynman,
2.dünya savaşı sonrası Almanya’daki işgal kuvvetleri için önceden askeri
eğitimleri ertelenmiş kişilerin de artık; kendisi dahil, eğitim için
çağrıldıklarından bahseder. Bu nedenle sağlık durumu için birçok bölümün
kontrolünden geçildikten sonra psikiyatriye yönlendirilir. Orada üç psikiyatr
görüşülmektedir. Önce birinci psikiyatr
sıradan üç sorunun ardından esas sorularına geçer. Feynman görüşme boyunca
psikiyatrların pek yüzüne bakmadıklarını, sürekli yazdıklarını söyler. Aralarındaki diyalog:
-
İnsanların
hakkında konuştuklarını düşünür müsün?
-
Elbette,
annem arkadaşlarına benden bahsettiğini hep anlatır.
-
Peki,
insanların sana baktıklarını düşünür müsün? Örneğin arkandaki insanlar sana
bakıyorlar mı?
-
Evet,
sanırım bakıyorlar.
-
Hiç
kafanın içinde ses duyduğun olur mu?
-
Nadiren;
bir iki kez.
-
Kendinle
konuşur musun?
-
Evet,
bazen düşünürken, traş olurken vbg..
-
Ölen
eşinizle konuştuğunuz olur mu?
-
Onu
düşündüğümde, evet, bazen..
-
Ailenizde
akıl hastanesinde olan var mı(ydı)?
-
Evet,
bir teyzem halen hastanede yatıyor.
-
Akıl
hastalığı hakkındaki düşünceleriniz?
-
Tuhaf
bir hastalık!
-
Apandisitten
daha tuhaf olacak bir şey yok!
-
Bence
öyle değil! Apandisitin sebeplerini ve işleyişini fizyolojik olarak daha iyi
anlayabiliyoruz. Ancak, akıl hastalıklarının fizyolojisi vd, çok daha karmaşık
ve gizemli.
Ve diğer iki psikiyatr ile de benzer bir süreç yaşar.
-
Kafanızda
bazı sesler duyduğunuzu söylemişsiniz?
-
Evet,
nadir olarak; örneğin dili farklı bir aksan ile duyarsam uyumadan önce bu sesi açık
bir şekilde duyuyorum. Sizde hiç olmaz mı?
-
Ölen
karınızla konuştuğunuzu söylemişsiniz. Ona neler söylüyorsunuz?
-
Onu
sevdiğimi söylüyorum. Sizce sakıncası var mı? Vbg..
Sonuç olarak Feynman, halüsinasyon
gördüğü, ölmüş karısı ile konuştuğu, teyzesi akıl hastanesinde olduğu, tuhaf
bakışları olduğu gibi gerekçeler nedeni ile verilen rapor ile askeri eğitim
için uygun görülmez.
*Kaynak: Surely You’re Joking Mr. Feynman, ©1985,
Richard P. Feynman and Ralph Leighton
Derleyen: A.Şükran Demiralp, Temmuz 2016
25 Mayıs 2016 Çarşamba
"ORTAK DENEYİMLER ve ARAŞTIRMALAR" MI? DEMİŞTİNİZ.
Yaşanmış iki öykü: 2000
yılı öncesi; 1998 ve sonrası; 2010! Aynı Askeri Hastane!
Nörogelişimsel süreçler
Her vaka bir sonraki için ip uçları içerir. Aşağıdaki iki iken şimdi üç olan öyküler size hangi soruları sordurabilir? Soracak mısınız? Meraktayım!
FARKINDALIK mı? Sorgulayamadan; gerçekleri; bilgi-neden-sonuç etkileşimlerini anlayamadan neyi, nasıl farkedebiliriz?
2000
YILI ÖNCESİ; Birinci öykü
"ÜZÜLMEK YETERLİ OLMUYOR
Yıl 1997, doğuda alay komutanlığı görevini tamamlayan albay Ankara'ya
tayin olmuştur. İstanbul'da okuyan büyük oğlu o sene üniversiteden mezun
olduğundan büyük mutluluk duymakta olan albay, çelişkili duygular içindedir.
Oğlunun son 6 ay içinde ortaya çıkan rahatsızlığı sırasında, onun yanında
olamadığından ve tedavisi ile ilgilenemediğinden, kendini suçlamaktadır.
Aslında vokal ve fiziksel tiklerle başlayan hastalığın ne olduğu da
belirlenememiştir. O yıl bir reklam şirketinde çalışan genç adam, aynı zamanda
tedavisine de devam etmekte, hastalığı işine mani olmamaktadır. 1998 yılında askerlik
görevini yapmaya karar veren genç adamın, askerlikten dönüşü hedefi diplomat
olmaktır. Bir taraftan da Dışişleri'ne girmek için hazırlanmaktadır.
Askerlik kararı aldırır. Niyeti 8 aylık kısa dönem askerlik
yapıp, hedefini bir önce gerçekleştirmektir. Doktoru, askerliğin tedaviye etkisi
konusunda bir şey söylemez. Askerlik muayenesi için gittiği İstanbul'daki
askeri hastanede, genç adamı muayene eden doktorlar, kendisine hastalığı
nedeniyle askerlik yapmayabileceğini belirtirler. Ama seçimi genç adama
bırakır. Genç adam, o sırada general olan babasını zor durumda bırakmamak
düşüncesiyle askerlik görevini yapmak istediğini söyler ve sağlam raporu alır.
1999 yılında askerden dönen genç adamın rahatsızlığı anormal derecede
artmıştır. Bırakın çalışmayı, toplum içine bile çıkamaz hale gelmiştir. Bu
arada İstanbul'da tedavisi de devam etmekte ama bir sonuç alınamamaktadır. 2000
yılında hastalığın ismi konur. Tourette Sendromu. Hastalığın bilinen bir
tedavisi yoktur ve nedeni de tam olarak bilinememektedir. Askerlik, hastalığı
artırmış ve kronik hale getirmiştir. Verilen ilaçlar ve terapi de bir fayda
sağlamamaktadır. İçine kapanan genç adam vokal ve fiziksel tikler, hareket
bozuklukları nedeniyle kendini evde bir odaya hapsetmiş ve dünya ile
iletişimini kesmiştir. Hastalığının üzerine depresyon vb. psikolojik
rahatsızlıklar da eklenen genç adam, 2004 itibaren kendi kendini yaralamakla
sonuçlanan ağır krizler geçirmeye başlamıştır. En büyük yardımcısı ve arkadaşı,
annesidir artık. Bir de kardeşi tabii. Tedavisi için yurt dışı dahil bütün
imkanlar seferber edilir. Yine bir kriz anından sonra Almanya'da bu hastalıkla
ilgili bir klinik olduğu öğrenilir. TSK'nin desteği ile söz konusu kliniğe
giden genç adama, çektiği acıları azaltmak ve kriz geçirmesini önlemek için
marihuana ekstresi verilir. Türkiye'ye dönen genç adam söz konusu tedavi ve
ilaçtan herhangi bir yarar göremez.
Hastalık artık dayanılmaz boyutlara gelmiştir. 2004 yılı sonlarında
ABD'de bir tourette hastasına deneysel bir tedavi yapıldığı ve başarılı olduğu
öğrenilir. Hemen gerekli müracatlar yapılır ve genç adam TSK'nin desteği ile
ABD'ye gider. Muayeneler sonucu yapılacak ameliyata uygun olduğuna karar
verilir. Muayene sırasında beyin cerrahı ve nöro-psikiyatris tourette
hastalarının askerlik yapmamaları gerektiğini, askerliğin bu rahatsızlığı
tetiklediğini ve ilerlemesini artırdığını ifade eder. Genç adama askerlik
yapmamış olsaydı rahatsızlığının bu safhaya gelmeyeceğini ve ilaçla kontrol
altına alınabilecek olduğunu ama artık geri dönülmez bir noktaya ulaştığını
söyler. Deneysel tedavi yöntemi dışında yapılacak başka bir şey kalmamıştır.
KARARLARIMIZIN BEDELİ
Uygulanacak tedavi yöntemi henüz başarısı ve sonucu kanıtlanmamış,
ölçülmemiş bir yöntemdir. Hastaların isteği ve şartları kabulü üzerine
yapılmaktadır. Hastaneden etik kurul raporu alınır ve genç adam ameliyat
edilir. Yapılan operasyon kabaca şudur. Kafatasında iki delik açılarak,
üzerinde elektrotlar bulunan bir çubuk, beynin talamus bölgesine kadar çakılır.
Sonra bu çubuğa bağlanan kablolar deri altından geçirilerek göğüslere uzatılır.
Daha sonra da göğüs meme altlarından kesilerek buraya yerleştirilen iki
bataryaya bu kablolar bağlanır. Müteakiben bataryalar faaliyete geçirilerek
beynin ilgili bölümü elektrik akımıyla kontrol altına alınır.Ayrıca ömür boyu
ilaç da alınacaktır. Tedavi bir yıla yakın sürer. Tedavi sadece hastalığın
ortaya çıkardığı bozuklukları gidermeye ve genç adamın yaşamını kolaylaştırmaya
yöneliktir. Yoksa hastalığın tedavisi şimdilik mümkün değildir. Ayrıca her 2 veya
3 yılda bir göğsüne yerleştirilen piller değiştirilecektir.
Türkiye'ye dönen genç adam tekrar topluma girer, yaşamı biraz daha
kolaylaşmıştır. Ama bu tedavi onun tekrar çalışmasına imkan sağlamaz. Bir kaç
deneme sonrası çalışamayacağı anlaşılır. Mevcut hastalığının yanında ağır bir
depresyon içindedir ve kronik bazı psikolojik rahatsızlıkar da ortaya
çıkmıştır. Deneysel tedavi önemli rahatlama sağlamasına rağmen, hastalığı
ortadan kaldırmadığı gibi elektrik akımının beynin diğer bölgelerini de etkileyebilmesi
nedeniyle farklı alışkanlıklara ve rahatsızlıklara neden olmaktadır. Genç adam
eskiye oranla hastalığı ile daha iyi mücadele edebilmekte ama çalışamamakta ve
kendi içine kapanık bir yaşam sürmektedir. Bütün çevresi ailesi özellikle de
annesidir. Bu öykü genç bir adamın yaşamından bir kesit. Karar ve
seçimlerimizin nelere sebep olabileceğini, karar ve seçimleri konusunda onları
etkilemeden, gençlerin yanında ve yardımcı olmamız gerektiğini görmemize yarar
mı bilemem. Bazıları için oldukça geç olsa bile."
Yazar: İSMAİL HAKKI PEKİN, 2014 Haziran, AYDINLIK GAZETESİNDEN ALINTI
2000
YILI SONRASI; İkinci öykü - 2010 Yılı
“BİLİMSEL DENEYİMLERİN UZMANLAR ARASINDA AKTARILMAMASININ vd BEDELİ
Üniversite mezunu başarılı bir genç küçük çocukluğundan beri süregelen vokal ve hareket tikleri ve Hiperaktivite,
OKB, Öfke Patlamaları, Ani Mod Değişimleri gibi bir çok eş tanılarla yıllardır
kamunun ve zaman zaman özel sağlık kurumlarında izlenegelmektedir. Kamu sağlık kurumlarından çeşitli yaşlardan
alınan raporlar ve özgeçmiş öyküsü açıktır. Tüm bu yaşadığı sorunlara rağmen
kendi çabaları, aile ve çevrenin de desteği ile üniversiteyi başarı ile
bitirir. Askerlik başvurusu sırasında askeri hastaneye - İstanbul - sevk edilir. Bir yakını ile birlikte hastaneye giderler.
Kuyruklarda beklemelere dayanamadığı için yakını onun yerine saatlerce kuyruklarda
bekler. Sonuna dek tamamlayamadığı yazılı bir test yapılır. Defalarca simetri
takıntısı var mı yok mu diye bir sağına bir soluna dokunularak kışkırtılır. Tüm
bunlara dayanmaya çalışır ve o yıl kendini bir şekilde baskılamayı becerir. Ve
askerliği bir yıl ertelenir.
Bir yıl sonra yine aynı süreçleri yaşatmak zorunda bırakılır. Yine aynı çileli bekleyişlere mecbur kalınır. Artık dayanma gücü çok zorlanmaktadır. Aynı hastanenin aciline başvurularak bu duruma dayanabilmesi için destek istenir. Rahatlaması için orada bir süre yatırırlar. Ve ilgili bölüme sıra ona gelince göndereceklerini söylerler. İlgili bölümden sıra geldi diye acile haber verilir. Gidildiğinde ise doktoru yerinde bulamazlar. Bu çile 45 dakika kadar sürer; bir acile bir psikiyatri kliniğine sürüklenirler. Bir türlü doktor gelmez. En son yine doktor sizi bekliyor diye kliniğe yollanırlar. Sakinleştirici ile gevşemiş bir şekilde ilgili bölümün kapalı dar koridoruna varıldığında doktorun kapısı yine çalınır. Bu kez doktor yerindedir ama meşgulüm bekleyin der. Bekleme uzamaktadır. Acilde verilen sakinleştirici ayakta bekleme gücünü de azaltmıştır. Ve öfke patlaması yaşanır. Doktor panik; "psikotik bu" diye bağırmaya başlar. 10-15 asker doktorun emri ile delikanlıyı yere yapıştırırlar. Kalçadan Norodol iğne yaparlar, bir taraftan da üzerine hareketsiz kalsın diye öyle bastırırlar ki o nefes alamıyorum diye bağırmaktadır. Ama askerler doktordan emir gelmedikçe bastırmaktan vazgeçmezler. Doktor ise bir üstü ile telefondadır. Ve olaya engel olmaya çalışan anne çaresiz avaz avaz bağırmaktadır. Sonra delikanlının eli kelepçelenir. Hırpalanarak hastane dışına yağmurun, çamurun içine yola bırakılır. Eve güç bela dönülür. Ancak evde terleme ve titreme nöbetleri geçirmektedir. Başka bir hastaneye telefon edilir. İğnenin doz aşımı ile ilgili olabileceği acil olarak hastaneye getirilmesi istenir. Vücudundaki ezilmelerden dolayı kas yıkımı kan değerlerini değiştirmiştir. Ve orada tedaviye alınır. Bu olaydan sonra TİKLER TEPE YAPAR! Daha önce pek yaşamadığı takıntı ve tikler ortaya çıkar. Dış ortamlarda panik yaşamaya başlar. Özgüveni gittikçe sarsılır. Önceden kontrol edebildiği tikler şimdi kontrolden çıkmıştır. Giderek daha çok eve kapanır….” ADINI AÇIKLAMAK İSTEMEYEN BİR AİLENİN GERÇEK BİR ÖYKÜDEN ALINTI
2000 YILI SONRASI; Şimdiye yakın üçüncü öykü
Tiklerim üniversite sonrası çok fazla arttı. Önceden hareketlerimi kontrol edebiliyorken artık kontrol edemiyorum.
Askerlik: 4 yıl GATA'ya gittim geldim ve ancak 4.yılda "Askerlik için elverişli değildir!" raporu verdiler; tiklerimin fark edilmemesi mümkün değil; çok sert ve çok şiddetli geliyor hareketlerim.
İş yaşam: Müzik öğretmenliğini bitirdim. Kamuya atanmam için çalışmam gerek. gözümde büyüyor ve korkuyorum da. Çünkü, daha önce iki kez ücretli öğretmenlikten çıkarıldım. Kamu okullarında da başıma aynı şey gelir mi diye korkuyorum.ya
ADINI AÇIKLAMADIĞIM BİR ARKADAŞIMIZ
Bir yıl sonra yine aynı süreçleri yaşatmak zorunda bırakılır. Yine aynı çileli bekleyişlere mecbur kalınır. Artık dayanma gücü çok zorlanmaktadır. Aynı hastanenin aciline başvurularak bu duruma dayanabilmesi için destek istenir. Rahatlaması için orada bir süre yatırırlar. Ve ilgili bölüme sıra ona gelince göndereceklerini söylerler. İlgili bölümden sıra geldi diye acile haber verilir. Gidildiğinde ise doktoru yerinde bulamazlar. Bu çile 45 dakika kadar sürer; bir acile bir psikiyatri kliniğine sürüklenirler. Bir türlü doktor gelmez. En son yine doktor sizi bekliyor diye kliniğe yollanırlar. Sakinleştirici ile gevşemiş bir şekilde ilgili bölümün kapalı dar koridoruna varıldığında doktorun kapısı yine çalınır. Bu kez doktor yerindedir ama meşgulüm bekleyin der. Bekleme uzamaktadır. Acilde verilen sakinleştirici ayakta bekleme gücünü de azaltmıştır. Ve öfke patlaması yaşanır. Doktor panik; "psikotik bu" diye bağırmaya başlar. 10-15 asker doktorun emri ile delikanlıyı yere yapıştırırlar. Kalçadan Norodol iğne yaparlar, bir taraftan da üzerine hareketsiz kalsın diye öyle bastırırlar ki o nefes alamıyorum diye bağırmaktadır. Ama askerler doktordan emir gelmedikçe bastırmaktan vazgeçmezler. Doktor ise bir üstü ile telefondadır. Ve olaya engel olmaya çalışan anne çaresiz avaz avaz bağırmaktadır. Sonra delikanlının eli kelepçelenir. Hırpalanarak hastane dışına yağmurun, çamurun içine yola bırakılır. Eve güç bela dönülür. Ancak evde terleme ve titreme nöbetleri geçirmektedir. Başka bir hastaneye telefon edilir. İğnenin doz aşımı ile ilgili olabileceği acil olarak hastaneye getirilmesi istenir. Vücudundaki ezilmelerden dolayı kas yıkımı kan değerlerini değiştirmiştir. Ve orada tedaviye alınır. Bu olaydan sonra TİKLER TEPE YAPAR! Daha önce pek yaşamadığı takıntı ve tikler ortaya çıkar. Dış ortamlarda panik yaşamaya başlar. Özgüveni gittikçe sarsılır. Önceden kontrol edebildiği tikler şimdi kontrolden çıkmıştır. Giderek daha çok eve kapanır….” ADINI AÇIKLAMAK İSTEMEYEN BİR AİLENİN GERÇEK BİR ÖYKÜDEN ALINTI
2000 YILI SONRASI; Şimdiye yakın üçüncü öykü
Tiklerim üniversite sonrası çok fazla arttı. Önceden hareketlerimi kontrol edebiliyorken artık kontrol edemiyorum.
Askerlik: 4 yıl GATA'ya gittim geldim ve ancak 4.yılda "Askerlik için elverişli değildir!" raporu verdiler; tiklerimin fark edilmemesi mümkün değil; çok sert ve çok şiddetli geliyor hareketlerim.
İş yaşam: Müzik öğretmenliğini bitirdim. Kamuya atanmam için çalışmam gerek. gözümde büyüyor ve korkuyorum da. Çünkü, daha önce iki kez ücretli öğretmenlikten çıkarıldım. Kamu okullarında da başıma aynı şey gelir mi diye korkuyorum.ya
ADINI AÇIKLAMADIĞIM BİR ARKADAŞIMIZ
BİLGİ
"TS, çocukluk, ergenlik ve yetişkinlikte yapmak istenmeyen ve kontrol edilemeyen sesler, hareketler, vd, yaptıran nörolojik bir durumdur. "
A.Şükran Demiralp
25 Mayıs 2016
Sorunlarımızı nasıl çözebiliriz? "Beyin Fırtınası" için gmail adresinizi: Facebook: https://www.facebook.com/Tourette_Syndrome_Turet_Sendromu-1418717421690985/ sayfasına mesaj olarak iletebilirsiniz.
https://docs.google.com/document/d/16v1x-FPsHWriOyKMFenQEnWQ0xnSCpIp2_l6j0VUd5Y/edit?ts=5824a669
Aşağıdaki TS konusunda ayrıntı için ABD; Tourette Sendromu derneği; TSA'dan çeviri için tıklayabilirsiniz: http://asukrandemiralp2.blogspot.com.tr/2013/08/tourette-sendromu-hakknda.html
Turet Sendromu nedir?
Tourette sendromu (veya TS), erken çocukluk veya ergenlik döneminde ortaya çıkan nörolojik bir bozukluktur. İlk belirtileri yüzün, kolların, bacakların veya gövdenin istemsiz hareketlerdir (tikler). Bu tikler sık, tekrarlı ve hızlıdır, en yaygın birinci belirti bir yüz tikidir (göz kırpma, burun çekme, yüz buruşturma), ve gövdenin, boynun ve kol ve bacakların diğer tikleri bunların yerini alır veya onlara eklenir.
Bir kişinin DSM-5 [1] kriterlerine göre TS ile tanılandırılması için o kişinin:
• Hem birden çok motor tiki (örneğin, göz kırpma veya omuzları silkme) hem de vokal tikleri (örneğin, vınlama-mırıldanma, boğaz temizleme, veya bir sözcüğü / ifadeyi bağırma) olmalıdır, fakat bunlar hep aynı zamanda olmayabilirler.
• En az bir yıldır tikleri olmalıdır. Tikler, hemen hemen her gün veya fasılalı olarak, günde bir çok kez (genellikle nöbetler halinde) oluşabilir.
• 18 yaşından önce başlayan tikleri olmalıdır.
• İlaç veya uyuşturucu almaktan ya da diğer tıbbi koşullardan (örneğin, sara nöbeti, Huntington hastalığı veya postviral ansefalit) kaynaklanmayan belirtilere sahip olmalıdır.
Bu istemsiz (hastanın kontrolü dışındaki) tikler tekmeleme ve ayakla yere vurma gibi, bütün vücuda yayılan karmaşıklıkta da olabilir. Bir çok kişi uyarıcı dürtüler olarak tanımlanan şeyi rapor eder -- bir motor eylemi yapma dürtüsü, dokunma, tekrarlayan düşünceler ve hareketler ve zorlantılar gibi diğer belirtiler oluşabilir.
Vokal tikler hareketlerle oluşabilir, ve homurdanma, boğaz temizleme, bağırma ve havlama içerebilir. Vokal tikler koprolali (müstehcen sözlerin veya sosyal açıdan uygunsuz kelime ve ifadelerin istemsiz kullanımı) veya kopropraksi (müstehcen hareketler) olarak da ifade edilebilir. Yaygın bilinmesine rağmen, koprolali / kopropraksi tik bozuklukları ile birlikte yaygın bulunmaz.
Olguları taklit (konuşmaları taklit veya ekolali) daha az sık olsa da rapor edilir. Bunlar, başkalarının sözlerinin tekrarını (ekolali), kendi sözlerinin tekrarını (palilali) ve başkalarının hareketlerinin tekrarını içerebilir. Koprolali / kopropraksi veya ekolalinin hiçbiri TS tanısı için gerekli değildir. Ancak, onaylı bir TS tanısı için istemsiz hareketler ve vokalizasyonların ikisi de var olmalıdır.
TS’nin belirtilerinin kişiden kişiye değişmesine ve çok yumuşaktan ağıra uzanmasına rağmen, çoğunluk yumuşak kategori içine düşer. Eşlik eden koşullar arasında ADHD / ADD [2] , dürtüsellik ve takıntılı zorlantılı davranışlar olabilir. Tiklerin, TS’nin ve/veya ADHD’nin ve/veya OCD [3] ’nin genellikle bir aile öyküsü vardır. TS ve diğer tik bozuklukları bütün etnik gruplarda görülür. Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kez daha sık görülür.
TS’li ve diğer tik bozukluklu birçok hasta üretken yaşamlar süreceklerdir. Onların bireysel ve profesyonel yaşamlarında başarmaları için engelleri yoktur. TS’li kişiler bütün meslekler içinde bulunabilirler. TSA [4] ’nin bir hedefi tik bozukluklarının bir çok yönünü hem hastalara hem de halka öğretmektir. TS belirtilerine halkın anlayış ve hoşgörüsünün artması TS’li insanlar için olağanüstü önemdedir.
Çeviri: A.Şükran Demiralp, 2013
21 Mayıs 2016 Cumartesi
Farkındalık Ayı
FARKINDA MIYIZ?
Üretebilmek ve para kazanabilmek; herhangilerimiz için en doğal ihtiyaç!
Özellikle de HASTALIK ve ÜRETİM - PARA arasındaki ilişki GENELde ters orantılı gibi görünür; ÜRETEBİLDİKÇE hastalık hafifler gibidir..
AMA amannn DİKKAT!
Para kazanma hırsınızı DURDARAMIYORSANIZ bu EN KORKUNÇ HASTALIKLARDANdır!
Bunu yenmenin yolu ise çok kolay olabilir; GÖNÜLDEN GÖNÜLLÜ OLUNUZ! PARANIZI BİRAZ DA birazcığını da İHTİYACI OLANA FIRSAT ORTAMLARI YARATMAK İÇİN HARCAYINIZ!
Başka hiç bir hesabınız olmadan; kendi doğrularınıza koşullamadan.
Yoksa DÜNYAyı kazansanız DOYA-maz-SI-NIZ!
Parasını harcayacak yer bulamayan da bu sayfaya: TIK mesaj iletebilir.
İçinize sinecek önerilerimiz olacaktır.
Teşekkürler...
A.Şükran Demiralp
Üretebilmek ve para kazanabilmek; herhangilerimiz için en doğal ihtiyaç!
Özellikle de HASTALIK ve ÜRETİM - PARA arasındaki ilişki GENELde ters orantılı gibi görünür; ÜRETEBİLDİKÇE hastalık hafifler gibidir..
AMA amannn DİKKAT!
Para kazanma hırsınızı DURDARAMIYORSANIZ bu EN KORKUNÇ HASTALIKLARDANdır!
Bunu yenmenin yolu ise çok kolay olabilir; GÖNÜLDEN GÖNÜLLÜ OLUNUZ! PARANIZI BİRAZ DA birazcığını da İHTİYACI OLANA FIRSAT ORTAMLARI YARATMAK İÇİN HARCAYINIZ!
Başka hiç bir hesabınız olmadan; kendi doğrularınıza koşullamadan.
Yoksa DÜNYAyı kazansanız DOYA-maz-SI-NIZ!
Parasını harcayacak yer bulamayan da bu sayfaya: TIK mesaj iletebilir.
İçinize sinecek önerilerimiz olacaktır.
Teşekkürler...
A.Şükran Demiralp
Herhangi bir BOZUKLUK nasıl oluyor da HASTALIĞA dönüşebiliyor? Ve önce neler yapılabilir?
ACABA? (çalışmayan linkler düzeltildi!)
Öncelikle günümüzde hastalık ve bozukluk kavramalarına yaklaşımı anlamaya çalışınca, herhangi birimizin farklı derecelerde yaşadığı bazı bozukluklar var, ancak bu bozukluklar günlük yaşantımızı; üretkenliğimizi, paylaşımlarımızı dolaysıyla sosyal yaşantımızı etkilemediği sürece KATLANILABİLİR derecede ve bizi kontrolü altına alAmamış demek oluyor. Yani hastalığa dönüşmemiş oluyor. Bozuklukla birlikte uzlaşarak yaşayabiliyoruz :-)
- Bir örnek; NÖROGELİŞİMSEL BİR BOZUKLUK olan Tourette Sendromu(TS) için gibi olsa da genelde de bize göre, en kısa ve net anlatan ifadelerden birisi: "Ben Tourette Sendromu'na sahibim, fakat Tourette Sendromu bana sahip değil"; "I HAVE TOURETTE'S, BUT TOURETTE'S DOESN'T HAVE ME" http://bit.ly/1svQlnh
TS örneğinden yola çıkarak bir çok bozukluğun HASTALIĞA dönüşümünde temel rol oynayan ORTAK koşullar neler olabilir?
Ve bozuklukların hastalığa dönüşmesinin altında yatan bazı ortak nedenlerden - DÜŞÜNCE HATALARI; büyütme, küçültme vbg için bknz: http://bit.ly/1NDfS7N
Sürekli NORMAL BİR YAŞAMI kovalama (Ve sadece kovalama)!
Aşağıdakiler için alıntı: Oliver Sacks Foundation
Aşağıdakiler için alıntı: Oliver Sacks Foundation
"Benim dışımda herkes O'na sahip"
Ve önce neler yapılabilir? den yola çıkarak..
Bu soruyu yıllar önce sorarak elimizden gelen en kolayla başladık: İnternette bir grup ve sayfa oluşturmak! Deneyimlerimiz ile birbirimize sağladığımız destek dayanışmamızın en güçlü getirileri olageldi..
Dayanışma grubumuz neyi başardı?
Birbirimizi bulmamızı; facebookgrubu ve sayfası sayesindeTürkiye'de ve dünyada TEK olmadığımızı anlamamızı
Sorunlarımızı geniş açıdan anlamaya çalışmak için tıklayınız: Gerçekler
Sorunlarımızı geniş açıdan anlamaya çalışmak için tıklayınız: Gerçekler
Siyasilere ulaşamaya çabaladık: http://bit.ly/1ReLRpE
BİMER'e başvurular yaptık: http://bit.ly/1jpfnjG
Dış ortamda iş yapma sorunu yaşayanlar için çabaladık!
Dış ortamda iş yapma sorunu yaşayanlar için çabaladık!
Akademisyenlerin ilgi ve çabalarını üzerimize çekebilmeyi:
- Doktor adayı öğrenci arkadaşlarımız TS konusunda bizlerin arasında doğal süreçlerimizi gözlemleme şansını elde ettiler ki tıp fakültelerinde binlerce konu arasında TS kaybolup gittiği gerçeği vardı! Bu gruplarımız onlar için de bir öğrenme - izleme alanına dönüştü! Ve tıp öğrencileri için gönüllü gruplarını kurdular: http://bit.ly/1U57iOj Çabaları değerlidir.
Tourette Sendromu konusunda YAPMALAR listesi oluşturmak önemli ve değerli bir öneriydi. Katkılarınızı beklemektedir: #TS_yapma ve http://bit.ly/20gseD1
Konumuza mümkün olduğunca daha çok uzmanın ilgisini çekmeye devam edeceğiz.
Daha yolun başındayız; yapılacak çok şey var! #dayanışabilirsekvarız
- Öğrenci arkadaşlarımız
- Okullarını bitiren ve /ya yarım bırakmak durumunda kalan; okumak, üretmek, para kazanmak vbg isteyen arkadaşlarımız
- Yakınları
- Maddi ve manevi zorluk çekenler: Dış ortamda iş yapma sorunu yaşayanlar için önerileri ve katkılar!
- Ulaşılamayanlar!
VE Unutmayalım: Herhangi birimize iyi gelen bir diğerimize gelemeyebilir!
Derleyen,
A.Şükran Demiralp
A.Şükran Demiralp
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







