20 Kasım 2017 Pazartesi

ETİK DAVRANMAKTAN VAZGEÇMENİN BAHANESİ OLAMAZ!

ETİK DAVRANMAKTAN VAZGEÇMENİN BAHANESİ OLAMAZ!

Bilimin amacını asla unutmamak / gerçekten akıllı olabilmek: http://asukrandemiralp1.blogspot.com.tr/2017/06/bilim-ve-budalalk.html
Tanık olduğum bir konu: “Evet, bu bilimsel projeyi X ilaç firması destekliyor. Proje biraz şekil değiştirdi diye vazgeçemeyiz. İlk hali değiştiği için projeden ayrılan Y beyin tüm Avrupa’da gezmesini, araştırma yapmasını destekleyen kimlerdi acaba? O ilaç firması değil miydi?”
Not: Proje nasıl değiştirmişti? Belli demografik - Demografi, Diğer adıyla nüfus bilimidir. Dünya'da veya bir ülkede bulunan nüfusun yapısını, durumunu, dinamik özelliklerini inceleyen bilim dalıdır. - özellikleri olan bir topluluk üzerinde başlatılan bir tarama çalışması devam ederken topluluğa özelliklerini bozacak yeni üyeler eklenmişti.
Topluluğun seçiminde rol oynayan demografik kriterler için herhangi bir örnek olsun diye:

  • 50 – 70 yaş arası, kadın
  • Ekonomik durumu en az orta ve üzeri
  • En az lise mezunu ve üzeri…
Bu örnek üzerinden gidersek, bu topluluğa sonradan varoşlardaki, ekonomik ve eğitim durumu çok farklı kadınları da kattığınızda, konu bilimsel projeden çıkıyordu. O yaş civarı herhangi kadınlar üzerinde yapılan genel bir ankete dönüşüyordu ve artık bu projeye ne kadar bilimsel bir araştırma denebilirdi? Projeden ayrılan akademisyenin açıklamaları yaklaşık böyleydi.
Ve diğer durumlar…
Böyle konularda ihtiyaç duyulan kaynakların nerelerden bulunacağı sorusunun ötesinde acaba bireysel hırsların; şöhret, para gibi, etkisi ne kadar?
Örnekler yaşantılarımızda ve dünyada bolca var.
Ama umudumuz çok daha fazla. Akılcı ve modern insanlara; yani, önce kendimize güveniyoruz. Biz ne kadar etik davranmayı bir yaşam biçimine dönüştürürsek, dünya da o kadar çok etik davranışlar yayılabilir. Etik olmayanları da ortaya çıkardıkça aptal ve modern olmayanların sayısı azalabilir.   
Derleyen: A.Şükran Demiralp, 20-11-2017
Aşağıdaki değerli yazı için Sn. Mustafa çetiner'e teşekkür ederiz.
Dr. Mustafa Çetiner’in yazısından alıntı:

Konuyu ilk kez gündeme getirenlerden biri Antony Barnett idi. Barnett bir gazeteci ve insan hakları savunucusu. Onun Guardian’ın “Observer” ekinde 2003 yılında çıkan yazısı tam bir şok etkisi yaratmıştı.
Makalenin tam ismi How drug firms ‘hoodwink'?  idi: Türkçesi, “İlaç firmaları nasıl ‘aldatıyor’?”
Barnett’a göre bilimsel tıp dergilerinde yayımlanan makalelerin neredeyse yarısı “ghostwriters” yani “hayali yazarlar” tarafından yazılmaktaydı. Bu makalelere sonradan hekim isimleri eklenmekte ve sanki isimleri eklenen yazarların çalışmaları gibi sunulmaktaydı.
Üstelik çok güvendiğimiz bilimsel dergilerde bu genellemeye dâhildi.
Tıp dünyasındaki saygınlığı su götürmez olan The New England Journal of Medicine dergisi, bir kalp ilacının etkinliğinin rapor edildiği çalışmayı geri çekmek zorunda kalmıştı. Gerekçe makalenin yazarları arasında yer alan Alman kardiyolog Dr. Hubert Seggewiss’in çalışmadan haberi olmamasıydı.
İnanılır gibi değildi, ünlü bir dergide yayınlanan önemli bir bilimsel çalışmanın yazarları arasında adı geçen bir bilim insanı isminin çalışmaya eklendiğini bilmiyordu!
Anthony Barnett o eski ama unutulmaz yazısında, mide ilaçlarından birini konu alan bir yazıdan da söz ediyordu. Önemli tıp dergilerinden birinde yayımlanan söz konusu çalışmada katkılarından ötürü̈ teşekkür edilen hekimin aslında ilacı pazarlayan firmanın kadrolu bir yazarı olduğu anlaşılmıştı. Bu örnekleri çoğaltmak çok mümkün, ancak son yıllarda daha az yapıldığını – yapılabildiğini de eklemem gerekir.
Çünkü bilim dünyası elbette ki konuya duyarsız kalmadı. Birçok bilimsel dergi bir özeleştiri sürecine girdi. Artık makale yazarlarının tümünden ayrı ayrı onay alınarak makaleler basılıyor.
Peki, “hayalet yazarlar" sorunu çözüldü mü?
ABD senatörlerinden Senatör Charles E. Grassley, 24 Haziran 2010 tarihinde Senatoya bir rapor sundu.
Senatör raporunda ismini anmayacağım bir ilaç firmasının kendi hormon ilacı ile meme kanseri arasındaki ilişkiyi değerlendiren bir makale yazdırmak için bir tıp iletişim ve eğitim şirketi, DesignWrite Inc. (DesignWrite) ile anlaştığını ve makaleye daha sonra bazı “akademi” mensuplarının da ismini yazar olarak ekleyerek bilimsel bir dergide yayınlattığını belgeleri ile kanıtladı. "Grassley, Charles, ed. (June 24, 2010). "Ghostwriting in Medical Literature" (PDF). Minority Staff Report,111th Congress,United States Senate Committee on Finance. Washington, DC. Retrieved 2010-07-11.”
Yani sorun halen sürüyor.
Kesin olan “bilimin ilerleme sürecinde” bilimsel çalışmalardan, yapılan bu bilimsel çalışmaların yayımlanmasından vazgeçilemeyeceğidir.
Günümüzde tıbbın ve insan sağlığının alınıp satılabilir bir “meta” haline gelmeye başladığı doğrudur ancak bilimsel yöntemin doğruluğuna olan inancın yitirilmemesi önemlidir.”
Yazının tamamı: 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme