24 Aralık 2018 Pazartesi

Türkiye'den WHO'ya bir Sesleniş

WHOThe World Health Organization ; Dünya Sağlık Örgütü 

Çevresel Etkenler Üzerine
Tourette Sendromu (TS) ile ilgili yaptığımız birçok araştırma, deneyimlerimiz ve başka deneyimlerden edindiğimiz gözlem sonuçlarına göre bilim aşağıdaki sınıflandırmaları bir kişideki TS için yapabilir:
1.       Hareket bozuklukları ağırlıklı mı? Bunların ne kadarı genetik kaynaklı?
2.       Zihinsel karmaşa ağırlıklı mı? Zihinsel karmaşanın nedeni TS’e eşlik eden ADHD, OKB gibi bozukluklar mı? Bunların ne kadarı genetik kaynaklı?
3.       Çevresel etkenler ağırlık mı? Öyleyse, çevresel etkenler herkes için geçerli ve diğer her şeyle (1, 2 dahil) etkileşimli değil mi?
Temel sorun, en önemli etken olan çevre’yi (madde 3) çözümün merkezi olarak ele almamak. Dolayısıyla ağırlıklı olarak ilaç kullanımı vb üzerine odaklanan iyileştirme yöntemleri de etkili değil.
Çevre’yi ve ani çevre değişimlerini ihmal edip, diğer seçeneklere yoğunlaştığımızda giderek toplumdan uzaklaşan bir model yaratıyoruz.
Nöroetik, kişinin “Sosyal Benliği”ne, “Ben”in diğer “benler”le nasıl etkileşim kurduğuna değinir. “Ben”i diğer “benler”den ayırdığımız zaman “sosyal ben”liğimizi yok ediyoruz. Çünkü sadece ilaç kullanımı da, sedatif etki, kişilik değişimi, ani atak davranışlar gibi nedenlerle “ben”i diğerlerinden uzaklaştırıyor. “Ben”im temel sorunum zaten diğerlerinden uzaklaşmaktı. “Sosyal ben”liğim yoksa, “ben” neyim?
En olumlu sonuçları öncelikle çevre “ben / biz”im ihtiyaçlarım(ız)a yaklaştığında ve o konum dengeli sürdürüldüğünde alabiliriz.
Bu şu demek:
Önce benim karnım doyacak, soluk alabileceğim, barınabileceğim, cinselliğimi yaşayabileceğim. Sonra, arkadaşlarımın olabileceği, yeteneklerimi farkedip kullanabileceğim vs ortamlara ihtiyacım var. Bunları elde etmem için kimseye ödün vermem gerekmiyor; çünkü “ben”im düşüncelerimi özgürleştirecek akla ve gerçeklere kavuşabilmem için bu temel ihtiyaçlar koşulsuz varolmalı. Bu dünyayı değiştirelim. Çünkü temel ihtiyaçları kullanarak beyinleri kendi amaçlarına göre yıkıyor ve bağımlılıklar yolu ile temel ihtiyaç olmayan şeyleri de temel ihtiyaç gibi algılatıyor. Uyuşturucuları serbest bırakmak kişisel özgürlükler anlamına gelmez. Düşüncelerimizi özgür bırakabiliyor musunuz? Seçimlerimiz gerçekten bizim mi? Her yer beyin yıkayıcı dolu. Yani, kısacası, benim “ben”i bulabilmem sadece antidepresan, antipsikotikler vs ile çözülecek basitlikte değil. (Bu son tümce Oliver Sacks’ın “Uyanışlar” adlı kitabından esinlenildi.)


Madde 3 uygulandıktan sonra, hâlâ ihtiyacı olan kişilere 1. ve / veya 2.maddelere göre ilaçlı vb tedaviler devreye girebilir. Gerçekte hepsi çevre ile etkileşimlidir.
Neden aynı kişi bazı yaşam kesitlerinde oldukça “iyi” iken, diğer bazılarında “kötü”leşebiliyor?
Örneğin, aşağıdaki olgularda üniversiteleri başarıyla bitirebilen TS’li gençleri okul arkadaşları, öğretmenleri anlayışla karşılayabilmişler. Peki, ya en önemli sağlık kurumları ve bazı uzmanlar ne yapmış?
Buyurunuz: Aynı hastaneye farklı yıllarda benzer nedenle sevk edilmiş iki TS’linin öyküsü. 2000 yılı öncesinden 2000 yılı sonrasına aktarılmış bilgi, araştırma ve deneyim birikimini göremiyoruz: https://asukrandemiralp2.blogspot.com/2016/05/farkindalik-aylari-ne-icin-olmal-ve-de.html
İyileşme, bireyin yetenek ve becerilerini geliştirerek kendi ayakları üzerinde durmak için çaba göstermesi demektir. Bu ise, ancak ve ancak, ihtiyaca uygun bir çevre içinde olasıdır.
Temel ihtiyaçlardan sonra, en önemli ihtiyacımız,  duygu durumlarımızı dengede tutabilecek bir bilince ulaşmak olabilir. 
Yukarıda belirtilen üç maddeden üçüncüsü böyle bir çevreyi; onun sunduğu hoşgörü dahil değer katıcı tüm olanakları içerir. Bilim insanları, kurumlar ve çoklu medya, üçüncü maddeyi geri plana itip, bir ve ikinci maddeyi ön plana çıkarırlarsa iyileşmeye değil, bireyin işlevsizliğine neden olurlar. İşlevsizlik öz güveni tüketir.
Halbuki yüzyıllardan günümüze olagelen gerçek ne?
Farklılıklarına rağmen yeteneği ön plana çıkabilmiş birçok insanın arkasındaki şey çevresel güçlü destekler değil mi?
O zamanlar TS bilinmediği halde, şimdi TS’li olduğu düşünülebilen Samuel Johson’ın dil konusunda araştırmalara, Mozart’ın müziğe, Oliver Sacks’ın kitabındaki TS’li cerrahın Tıp’a vs yönelmesindeki etken, kendilerini üretken ifade edebilmelerini sağlayan uygun çevre koşullarından başka bir şey değildir.
Daha iyi bir çevre için, daha sağlıklı düşünebilen insanlara ihtiyacımız var. Bunun için de koşullamayan bilim ve sanat merkezleri, beyinlerimizi yıkamayan kitle iletişim araçları, içimizdeki “mantıksız enerjiyi” yönlendirebileceğimiz doğal spor alanları, yürüme yolları, ağaçlar, önce içebileceğimiz ve sonra yüzebileceğimiz temiz sular vb istiyoruz.
Hastanelerin bizi iyice hasta etme olasılıklarının temizlenmesini, tüm dünyada barışa giden yollar açılmasını istiyoruz.
Bir taraftan Yemen’de vb açlıktan, bombadan ölen çocuklar, diğer tarafta tüp bebek uygulamaları. Popüler bir bilim insanı (!)  Y. Harari: “Yemen terörist”, “dünyada pek açlık kalmadı” der. Bir başka bilim insanı (!), David Eagleman: “soykırımı” belgesiz bazı ülkelere yapıştırmaya çalışır. Bu tür kitaplar beyin yıkayıcı olabiliyor. Böyle “saklı içerikli” kitaplar yazan bilim insanı etiketli küresel ünlüler istemiyoruz.
Prof. Dr. Iona Kuçuradi “Bilimce her yapılabilecek olanın” ne olursa olsun diyerek “yapılmaması” gerektiğini belirtiyor. Hırs ve inattan arınmış bir insanlık istiyoruz.
Ve daha iyi bir çevre için hedefimiz insanların birbirleri ile ilgili önyargılarını kırabilmelerinin yolunu açabilecek olan merak, bilimsel ve etik değerler bilgilerinin yaşama geçirilmesidir.
Gen – çevre – kültür etkileşimlerinin de artık farkındayız değil mi? 
Neden WHO bu konularda etkili değil?
Bir şiir:
Bilim ve Etik Ne?
Bilim kategorize ettikçe bizi *
Projeleri için veri toplar.
Toplasın da, sonrası?
Hastalık etiketi yapıştırıldı alnımıza, *
Hasta olan ünlüler yetenekleri ile konuldu karşımıza.
İhtiyacımız olan yıkıcı rekabet değildi!
Peki, bizim yeteneklerimiz ne kadar önemsendi?
Bir “farkındalık” şarkısı söylenir oldu şimdilerde;
“Farkettik ve ettirdik”.
İyi de…
Ne oldu şimdi?
A.Şükran Demiralp
* :
Her şeyden önce, dengeli ve etik bir bilim anlayışı. Artık çok gecikmeden; 21.yüzyıldayız ve bir de yapay zekalara da rol model olacağız değil mi?
Professor Dr. Betül Çotuksöken: “Bilim için uzman bilgisi gerek koşul, Etik değerler bilgisi ise yeter koşuldur.”
A.Şükran Demiralp – Oğuz Demiralp,  24 Aralık 2018

References:
2)      Dünyada bu konuda bir ilk olabilir: Oğul – Anne ve Baba’nın yaşam kesitlerinden bir kitap; “Uçlarda Gezintiler – Tourette Sendromu İle yaşamak”: https://asukrandemiralp1.blogspot.com/2012/06/farkllklar-anlayabilmek2.html
4)      https://www.cambridge.org/core/journals/acta-neuropsychiatrica/article/neurophilosophy-of-epileptic-experiences/19188ED9FB7AB887B0464CEFF70CBDFC
15)    https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4381438/
16)    https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5403589/, https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5403589/#R71
17)    Bu düşünceyle, araştırmacılar gen-çevre etkileşimlerinin etkilerini düşünüyor. Nörogelişimsel bir bozukluğa doğru hafif genetik eğilime sahip bir çocuk, çevresel “darbelerin” yokluğunda klinik olarak ölçülebilir anormallikler olmadan gelişebilir.”:  https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1367862/

4 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  2. Önce yaşıyoruz, gözlemliyoruz ve araştırırken sonra da başkalarının bilimsel bilgilerine ulaşıyoruz:

    10 Kasım 2018 tarihli paylaşımım: " Eğer ilaç kullanıyorsanız, bir süre sonra kullandığınız ilacın yan etkileri ve tikleriniz vs harmanlanabilir. Hangisi hangisi?" Kaynak: https://bit.ly/2BNIA2q

    27 Aralık'ta araştırma sırasında tesadüfen bulduk: "Mevcut terminolojideki belirsizlik; aynı zamanda kendiliğinden, ilaca bağlı ve strese bağlı tekrarlayan davranışlar arasındaki farkı ayırt edemediği..." Kaynak: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/

    Oğuz Demiralp'e teşekkürlerimle...

    YanıtlayınSil
  3. https://twitter.com/ulvisaran/status/1132200328366100480

    YanıtlayınSil
  4. https://implicit.harvard.edu/implicit/:
    "PROJECT IMPLICIT SOCIAL ATTITUDES
    Log in or register to find out your implicit associations about race, gender, sexual orientation, and other topics!

    E-mail Address
    REGISTER
    Or, continue as a guest by selecting from our available language/nation demonstration sites:

    GO!
    PROJECT IMPLICIT MENTAL HEALTH
    Find out your implicit associations about self-esteem, anxiety, alcohol, and other topics! GO!

    PROJECT IMPLICIT FEATURED TASK
    Measure your implicit evaluations of transgender people. GO!"

    YanıtlayınSil