25 Aralık 2016 Pazar

İlaç - Besin Etkileşimleri İçin Araştırma Bilgileri Kullanımı

20 Aralık 2018
  1. http://vfdergi.yyu.edu.tr/archive/2002/13_1-2/2002_13_(1-2)_35-40.pdf
  2. http://web.hitit.edu.tr/dosyalar/materyaller/mkursatderici@hititedutr211220155G2S4B5E.pdf


---------------------------------------------------------------------------------------
26 Ekim 2018;


25 ustos 2018; 
"Tourette Sendromu (TS); Tıbbi ve Tamamlayıcı Alternatif Tıp (TAT) Uygulamaları" için:
----------------------------------------------------------------------------------------

Bir olgu haberi de bu yazının sonuna eklenmiştir. 

Her birimizin genel olarak dikkat etmesi gerekenler:

Yukarıdaki fotoğraf 30 Temmuz 2018'de eklendi. Ve Tık: http://asukrandemiralp2.blogspot.com/2016/12/psikiyatri-ve-bilimsel-aklin-suzgeci.html
Yukarıdaki fotoğraf 31 Temmuz 2018'de eklendi.  Sarı kantoron, ginko, kava, aspirin vd için Tık: http://asukrandemiralp2.blogspot.com/2016/11/tedavinin-cok-yonlu-etkilesimi-uzerine.html
Her birimizin metabolizması farklı; hormonal durumlarımız, yediklerimiz içtiklerimiz, kullandığımız ilaçlar aklımıza gelen gelmeyen bir çok şey etkileşim halinde.  Bu etkileşimlerin sırlarını bilimsel akılla çözmeye çalışıyoruz; gözlem, kayıt, tekrarlanan durumlar ile edinilen bilgilerin tekrar gözden geçirilmesi; test edilmesi vbg. Çözümlerin oldukça önemli bir bölümü bizlerin geri bildirimleri ile ilgili; örneğin, ben ve oğlum yıllardır kafeinli içecekler ve karbonhidrat ile antidepresanların olumsuz etkileştiklerini gözlemlemiştik; ama maalesef bunu uzun yıllar bir çok uzmana kabul ettiremedik! Diğer önemli bir bölümü de hayvan deneyleri ve/ya gönüllü araştırma hastaları ile yapılan uygulamalarla olabilir. Kullandığımız ilaçların prospektüsleri başka nasıl oluşabilirdi?

Eskiden beri aklımızda yer eden bazı bilgiler vardı; örneğin, çoğumuz antibiyotik kullanımı sırasında pek yoğurt tüketilmemesi gerektiğini annelerimizden de duymuş olabiliriz. Veya, alkolün bir çok ilaçla; antidepressan ve antipsikotikler vbg, kullanılmasının sakıncalarını biliyor olabiliriz. Son zamanlarda greyfurt suyu ile kemoterapi ilaçlarının birlikte alınmasının SAKINCALI olduğunu öğrendik. Ve epeydir bazı yiyeceklerin bazılarımızda alerji yaptıklarını da biliyorduk. Bunlar deneyim ve gözlemlerin birikmesi ile elde edildi.


Aşağıda, bir kaç paragraf sonra, proteinler, yağlar, vitaminler vs vs gibi bir çok farklı gruplarla etkileşimin yer aldığı tabloları inceleyebilirsiniz. Kullandığınız ilaçlar varsa, bunların kutularında yazan ticari isimlerini ve/ya etken madde isimlerini BUL (CTRL + F) ile aratarak kendi beslenme düzeninizi gözden geçirebilirsiniz. Ve doktorunuz ile görüşebilirsiniz.

A.Şükran Demiralp, 25-12-2016

ARAŞTIRMALAR:

Bilgiler SAĞLIK BAKANLIĞI,  ANKARA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ,  ETKİLEŞİM LİSTESİ alınmıştır.

"Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre ilaç, fizyolojik sistemleri veya patolojik durumları insanın yararı için değiştirmek veya incelemek amacıyla kullanılan veya kullanılması öngörülen herhangi bir madde veya üründür.

İlaçlar uygun dozlarda ve endikasyonlarda kullanılmadıkları zaman zehir etkisi yaparlar. Besin maddeleri de bazı koşullarda zehir etkisi yapabilir. Su ,tuz ve bazı yağda eriyen vitaminler bunlara örnek olarak sayılabilir. Vücudun ilaçlardan yararlanma oranı farklı olabilir. İlacın uygulanma yerinden absorbe edilme (emilme) oranı olarak tanımlanan bu kavrama ‘biyoyararlılık’ denir. Gıdalar belirli koşullarda ilaçların biyoyararlanımını değiştirirler."



Tablo 1. Besinlerin İlaç Emilimine Etkisi
Diyetin ÖzelliğiEtkilediği İlacın Adı
Dozaj Formu
İlacınm biyolojik etkinliği/ EndikasyonuEmilime
Etkisi

Standart Kahvaltı

Alclofenac
(suspansiyon)

Analjejik
(non-narkotik)

Geciktirir
Besin
(açlığa göre)
Diclofenac
(kapsül)
AntiinflamatuarGeciktirir, maksimum konsantrasyonu düţer.
(enterik-coated)Geciktirir, ancak dolaşımdaki pik seviye etkilenmez
Standart KahvaltıCefaclor
(capsul)
AntimikrobikAzaltır
Standart KahvaltıAcetylsalicylicasit (ASA) (enteric- coated tablet)Antipiretik
Antienflamatuar
Analjezik
Antiagregan
Azaltır
Standart Hastane YemeğiCephalexın
(capsul)
AntimikrobikGeciktirir
Standart KahvaltıCimetidineH2- Reseptör Antagonisti
(Antiülseratif)
Geciktirir
Standart KahvaltıDigoxin
(Tablet)
KardiyotonikGeciktirir
Besin
(açlığa göre)
Beta-methyldigoxinKardiyotonikGeciktirir
BesinErythromycinAntimikrobikAzaltır
Erythromycin stearateAntimikrobikBesinle ilaç arasında en az 2 saatlik süre olmalıdır
Erythromycin etil suksinatAntimikrobikArtar. Besin birlikte alınabilir.
Erythromycin acistrateAntimikrobikGeciktirir. Hafif bir öğünle alınması durumunda etki daha da azdır. Dozların tekrarı ile besinin etkisi azalabilir (bireysel faklılıklar vardır)
Standart KahvaltıIbuprofen
(capsul)
Analjezik
Antipiretik
Antienflamatuar
Geciktirir
Standart KahvaltıIsoniazid
(tablet)
Antitüberküloz)Azaltır
Standart KahvaltıMetronidazole
(tablet)
AntiprotozoalGeciktirir
KahvaltıNafcillin
(tablet)
Antibakteriyel
Antibiyotik
Azaltır
Kahvaltı, sütSotalol
(tablet)
Antianjinal
Antiaritmik
Antihipertansif
Azaltır
BesinAzithromycinAntimikrobikAzaltır. İlaçla besin alımı arasında en az 2 saat süre olması önerilmektedir.
BesinCaptoprilACE inhibitörü
Antihipertansif
Azalabilir.
İlacın boş mideye alınması veya ilacın her gün benzer zamanlarda alınması önerilmektedir.
BesinIsoniazidAntitüberkülozGeciktirebilir veya azaltabilir. İlaçla besin alımı arasında en az 2 saat süre olması önerilmektedir.
BesinOral PenicillinlerAntibakteriyelAzaltır. İlaçla besin alımı arasında en az 2 saat süre olması önerilmektedir.
BesinSucralfate
(Carafate)
Antasitİlaç besinlerin protein komponentlerine bağlanır ve etkiyi azaltır. İlacın yemekten 1-2 saat önce alınması önerilmektedir.
BesinMisoprostolAntiülseratifBesin ve ilaç birlikte alındığında ilacın sindirim sistemine ilişkin yan etkileri azalır
BesinNutrofurantoin macrocrystalsÜriner antiseptikGastrik irritasyonnu azaltır, biyoyararlılığı arttırır. Besinlerle birlikte alınması önerilmektedir.
Besin, sütNonsteroid antienflamatuar ilaçlar-GI irritasyonu azaltır. Besinlerle birlikte alınması önerilmektedir.
BesinSpironolaktanDiüretik
Aldosteron antogonisti
Arttırır
Besinlerle birlikte alınması önerilmektedir
BesinNifedipineAntianjinal
Koroner vazodilator
Yan etkilerinin insidansını azaltır
BesinAlendronate sodiumOsteoporosis tedavisiAzaltır. Gece boyu açlıktan sonra en azından besin alımından 30 dk önce alınması önerilmektedir
Standart kahvaltı
(açlık durumuna göre)
Ambenoium chlorideMyastheria gravis
Tedavisinde
Azaltır
BesinMetoprololAntihipertansif
Antianjinal
Azaltır
BesinPropranololAntihipertansif
Antianjinal
Antiaritmik
Azaltır

Tablo 1 (devam)
Standart kahvaltıDidanosine
(çiğneme tableti)
Aids tedavisindeAzaltır. Bu durum gastrik boşalmanın uzamasıyla aside labil ilacın yıkımına bağlanmaktadır.
Standart hafif kahvaltı
(açlığa göre)
DoxazosinAntihipertansifAzaltır
SütFlecainideAntiaritmikAzaltır
Standart kahvaltı ve bolus enteral beslenme
(açlık ve besin öğesi infüzyonuna göre)
HydralazineAntihipertansifAzaltır
Besin
(açlığa göre)
PravastatinAntihiperlipoproteinemikAzaltır
Standart kahvaltıTacrineNootropik ajanlarAzaltır. Ancak besinle alınması GI yan etkilerinin şiddeti ve insidansını düşürdüğünden hastalarda ilaç toleransını artırır
Öğün
(açlığa göre)
ZidovudineAntiviral
(HIV ajanı)
Azaltır ve geciktirir. Öğünlerden sonra alınması toksisiteyi düşürür
Besinler882C [1-(b-D-arabinofuranosyl)-5-(1-propynyl)uracil]Varicella zoster tedavisindeAzaltır. Ancak ilacın kinetiğine ilişkin bulgular etkin kan konsantrasyonunun sağlanması için besin kısıtlamasının gerekli olmadığını ortaya koymuştur.
BesinAcetorphan
Albuterol

Beta adrenerjik agonistler, bronkodilatör
Geciktirir. Ancak klinik olarak önemli bulunmamıştır
BesinAniracetamGeciktirir. Klinik açıdan önemli değildir.
Besin
(açlığa göre)
CeprozilGeciktirir. Ancak pik konssantrasyonu etkilenmez.
Cefidin
(fine granule suspansion)
Geciktirir. Pik plazma düzeyi %50 azalır.
CephalexinAntimikrobikGeciktirir.
BesinSalicylsalicylic acidTopik keratolitikGeciktirir. Temel metaboliti olan salisilik asidin dolaşımdaki seviyesi üzerine etkisi yoktur.
BesinTerazosinGeciktirir.
Besin
(açlığa göre)
Cefetamet pivoxilGeciktirir. Pik plazma seviyesi ve biyoyararlılığı artar.
BesinCefuroximeAntimikrobikBesin varlığında safra salgısı emilimin artmasına neden olurken, bu duruma gastrik boşalmanın etkisi yoktur.
Kahvaltı
(açlığa göre)
CGP 433371
(tek doz 800 mg kapsül)
Arttırır. Pik plazma düzeyi 11 kat, biyoyararlılık 13 kat artar. İleumdan absorbe olur. Besinlerin gastrik boşalmayı geciktirmesi, ilacın çözünürlüğünü arttırarak bu etkiyi sağlar. Doz besin alımına göre ayarlanması önerilmektedir
Standart kahvaltı
(açlığa göre)
ItraconazoleAntifungalArttırır
ÖğünFluconazoleAntifungalDeğişmez veya azaltır.
BesinAlprazolam
(kontrollü salınan formu)
AnksiyolitikDeğişmez. Ortalama pik plazma düzeyi artarken diğer kinetik parametreler değişmez.
BesinCephalosporin prodrug cefetamet pivoxilBeta laktamDeğişmez
(tablet)Arttırır
(ţurup)Değişmez. Sistemik biyoyararlılık düşer
Besin
(açlığa göre)
Cimetidine


Ranitidine
H2 -reseptör antagonisti-antiülseratif

H2 -reseptör antagonisti
Değişmez. Açlıkta antasitle alınınca emilim düşer. (emilmeyen antasitle bağlandığı için çözünürlük bozulur)
Besin-antasitle alınınca değişmez (Besin ilaçla antaside bağlanmada yarışa girer).
BesinMorphine sulfateNarkotik-analjezikArtar veya değişmez
BesinVerapamil (sustained release tablet)Koroner vazodilatör-antiaritmikAzaltır ve pik serum düzeyleri % 48 azalır. Ancak formulasyona göre bu etki değişebilir

Tablo 2. CHO’ların İlaç Biyoyararlılığına Etkisi
Diyetin ÖzelliğiKarşılaştırıldığı durum-diyetEtkilediği
İlacın Adı
İlacın Biyolojik Etkinliği/
Endikasyonu
Emilime Etki

Etki

Mekanizması

Sellüloz, hemisellüloz
İçeriği yüksek

-

-

-

Azaltır

İlaç emilimini ince barsaktan geçiş zamanını hızlandırarak veya adsorbsiyonuna neden olarak etkiler
Yüksek karbonhidrat
(% 93)
AçlıkPropranololAntihipertansif-antianjinal-antiaritmikBiyoyararlılık artarSplaknik kan akımı artar
Yüksek posalı (5 gham posa)(posa türü belirtilmemiş)Normal diyetDigoxineKardiyotonikGeciktirirDigoxinin idrarla atımını %18 azaltır
Kepek (bran muffins)
(22 g/gün)
Normal diyetSerumdaki konsantrasyonu değişmez
Normal kahvaltıAçlıkAçken verilene göre emilim gecikir, ayrıca digoxin miyokard dokusuna yavaş penetre olduğundan emilimin besinle geciktirilmesi etkinliğini düşürmez, aksine hızla emilmesinin doğuracağı yan etkileri azaltır.
Pektinden zengin
(jöle ve hurma)
AçlıkAcetaminophenAnaljezik-antipiretikİdrarla atımı ilk 3 saatte (açken verilene göre) % 33-50 oranında azalır
Pektin içeriği düşük marshmallow jelatinli tatlıYüksek yağ, yüksek protein ve dengeli diyetİlacın emilimini diğer diyetlerin (yüksek yağ, yüksek protein ve dengeli diyetler) etkilediği kadar azaltır.
Krakerler (nişasta içeriği yüksek)AzaltırAminofenol yapısındaki asetaminofenin emilimi azalır.
Niţasta jeli
(amiloz kısmı)
----İlaçların amino ve nitro gruplarıyla kompleks yapma özelliğine sahiptir
Çözünmez posa oranı yüksek-LevodopaAntiparkinsonPlazma seviyesinin 2 hafta sonrasında başlangıca göre % 30 oranında arttığı saptanmıştır ve ilacın etkinliği artmış olur.
Yüksek karbonhidrat yüksek posaYüksek karbonhidrat düţük posaAmoxicillinAntimikrobikAzaltırÇözünmeyen posa emilimini azaltarak ve kötü çevre koşullarında kronik enteropati oluşumunu destekleyerek ilacın biyoyararlılığını olumsuz etkiler.
Yüksek CHOAçlıkEritromisin stearatAntibiyotikAzaltırMide boşalması gecikir, aside labil olan ilacın midede parçalanması artar
Buğday kepeği
Eklenmiţ
-SulfasalazineÜlseratif kolit antiinfektifAzaltırÖzellikle kalın barsaktan geçiş zamanı azalır. Bu durum sulfasalazinin aktif metabolitinin oluşumunu ve mikroorganizmalara etkilerini azaltır
Pektin eklenmiţ
(15 g/gün)
-Lovastatin (mevacor)
(80 mg/gün)
Anhiperlipidemik-antihiperkolesterolAzaltır
-
Pirinç ve ekmekten oluşan öğün-CefaclorAntimikrobikGeciktirir
-
Yüksek enerjili elma suyuAçlıkFlurbiprofenAntiinflamatuar-analjezikGeciktirir
Mide boşalımı azalır
Kıymalı patates yemeğiAçlıkClarithromycinAntimikrobikEmilim ve sistemik biyoyararlılık artar-
Tablo 3. Proteinlerin İlaç Biyoyararlılığına Etkisi
Diyetin ÖzelliğiKarşılaştırıldığı
durum-diyet
Etkilediği İlacın Adıİlacın biyolojik etkinliği/ endikasyonuEmilime
Etkisi
Etki Mekanizması
Yüksek proteinli diyetStandart diyetLevodopa
Carbidopa
AntiparkinsonAzaltırBaksaklardan aktif transportta diyet kaynaklı aminositlerle ilaç arasında bir yarış vardır ve bu yarışta diyet aminoasitleri daha üstündür
30.5 g protein içeren öğünAçlıkLevodopaAntiparkinsonDeğişmiyor
10.5 g protein içeren öğün (düşük protein)Açlık%10 azalır (Bu durum biyoyararlılığın azaldığını göstermiyor)Kan beyin bariyerini geçişte yarışın azalması ile ilişkili (metabolik etkileşim)
Yüksek Proteinli Kahvaltı( 28.2)AçlıkPropranololAntihipertansif Antianjinal AntiaritmikBiyoyararlılığı artıyorHepatik kan akımı hızlanıyor. First-pass klerensi azalıyor
Yüksek protein
(%84)
AçlıkPropranololAntihipertansif Antianjinal AntiaritmikBiyoyararlılığı artıyorSplaknik kan akımını artırır. İlacın yavaş salınan formunun pirimer konjugasyonunu inhibe eder.
Yumurta beyazı hidrolizatı-Yeni Cephalosporinler
(ceftibuten)
-Azaltır-
Phenobarbitol
(tablet)
Antikonvulsif
Sedatif
Hipnotik
AzaltırBesinlerin bileşimindeki proteinlerle bağlanır
Quinidine
(tablet)
AntiaritmikGeciktirirBesinlerin bileşimindeki proteinlerle bağlanır
SulphamethoxydiazineArttırırBesinlerin bileşimindeki proteinlerle bağlanır
Warfarin
(tablet)
AntikoagülanAzaltırBesinlerin bileşimindeki proteinlerle bağlanır

Diyetin protein ve yağ içeriği de karbonhidratlar gibi ilacın biyoyararlılığını değiştirebilir. Tablo 3 ve Tablo 4’de bu besin öğelerinin çeşitli ilaçların biyoyararlılıklarına etkilerinden ve etki mekanizmalarından bahsedilmiştir. Besinler ilaç biyoyararlılığını emilim aşamasında ve presistemik metabolizmada etkilemektedirler.
 
Tablo 4. Yağların İlaç Biyoyararlılığına Etkisi
Diyetin ÖzelliğiKarşılaştırıldığı durum-diyetEtkilediği İlacın Adıİlacınm biyolojik etkinliği/ EndikasyonuEmilime
Etkisi
Etki Mekanizması
Yüksek Yağlı-ErytomicinAntimikrobikAzalırMide boşalması gecikir, aside labil olduğundan parçalanması artar.
Yüksek Yağlı
( %50)
AçlıkAsetilsalisilikasitAnaljezik (non-narkotik)AzalırGastrik pH
Yüksek Yağlı?NitrofurantoinÜriner AntiseptikArtar.
Süresi uzadığında yan etkileri azalır
Mide boşalmasını geciktirerek çözünürlüğü artar
Yağlı DiyetYağsız diyetDıkumarolAntikoagulanArtarMide boşalması gecikir , safra salınımı uyarılır
Yağlı diyetYağsız diyetDiazepamAnksiyolitik
Trankilizan
ArtarMide boşalması gecikir
Yüksek YağlıYüksek protein veya yüksek karbonhidratGriseofulvinAntifungalArtarYüksek yağlı diyet alan hastalarda ilaç günün en yüksek öğününde veya az bir sıvı yağ ile alınmalıdır
Yüksek yağ
( %36)
AçlıkSpironolactoneDiüretik
Aldesteron antagonisti
ArtarMide boşalması gecikir. Safra salınımının artması ile çözünürlük artar. Terapatik etkinliği artar
Yüksek yağAçlık
Az yağlı diyet
Theophylline
(sürekli salınan formu)
BronkodilatörArtar
Biyoyararlılık azalır
Mide boşalması gecikir
Aç karnına veya az yağlı diyetle birlikte alınmalıdır)
Yüksek yağAçlıkDanazolSteroidArtarÇözünürlük artar
Diyet yağıAçlıka Tokoferil
nikotmat
VitaminArtarÇözünürlük artar
Diyet yağıAçlıkHalofantrineAntimalarialArtarÇözünürlük artar
Yüksek yağDüşük yağAtavaquoneAntiprotozoalArtarÇözünürlük artar
Yüksek yağ, sütAçlıkRetinoik asit türevleri-ArtarPortal emilim kolaylaşır ve lenfatik transport artar
Düşük yağlıFluvastatin
(solüsyon)
(kapsül)
AntihiperkolesterolGecikir


Tablo 4. Vitaminlerin Emilimini Etkileyen İlaçlar ve Etki Mekanizmaları

İlaç Grubu

Etkilenen Vitamin

Etki Mekanizması
Laksatif
(Bisakodil)
(Fenolfitalein)
(Mineral yağ)
Yağda çözünen vitaminlerHiperperistalsiz
Misel oluşumunda azalma
Hipolipidemik
(Kolestiramin)
(Kolestipol)

Yağda çözünen vitaminlar
Vitamin B12
Safra asitlerini bağlayarak
IF’ü bağlayarak
Antasit
(Alüminyum hidroksit)
Tiamin
Folik Asit
Vitamin A
Lümen pH ↑- yapısı bozulur
Lümen pH ↑-poliglut.hidrolizi↓
Safra asitlerinin çökmesi ile
Antienflamatuar
(Sulfasalazin)
Folik AsitBarsak peptidazının inhibasyonu ile
Antikonvulsan
(Fenitoin)
(Difenilhidantoin)
(Fenobarbital)
Folik AsitBarsak peptidazının inhibasyonu ile
Antigut
(Kolşisin)
Karoten
Vitamin B12
Akut barsak hasarı
İleal mukoza hasarı
Antibiyotik
(Neomisin)
β –Karoten,retinol
Vitamin B12
Vitamin K
Safra asitlerini bağlayarak
IF İşleminde ↓
Barsak florasını değiştirerek
Analjezik
(Asetil salisilik asit)
Vitamin CEmilimi kompetetif inhibe ederek
Hipoglisemik
(Biguanidler)
Vitamin B12Emilimi kompetetif inhibe ederek
Antitüberküloz
(p-amino salisilat)
Vitamin B12Mukozal alımını bloke ederek.



Tablo 5- Vitaminlerin Metabolizmasını Etkileyen İlaçlar ve Etki Mekanizmaları
İlaç Grubu
Etkilenen Vitamin
Etki Mekanizması
Antikanser
(metotreksat)
(5-florourasil)
Folik Asit
Tiamin
Antagonistik etki
Antimalaryal
(primetamin)
Folik AsitAntagonistik etki
Antibakteriyal
(Trimetoprim)
(Nitrofurantoin)
Folik AsitAntagonistik etki
Antipsikotik
(Fenotiyazin)
RiboflavinAntagonistik etki
Anestejik
(Nitroz oksit)
Vitamin B12Antagonistik etki,oksidasyon
Antikoagülan
(kumalinler)
Vitamin KAntagonistik etki
Antitüberküloz
(Isoniyazid)
Vitamin B6Kompleks yaparak idrarla atımını↑
Antihipertansif
(Hidralazin)
Vitamin B6Kompleks yaparak idrarla atımını↑
Antiromatik
(Penisilamin)
Vitamin B6Kompleks yaparak idrarla atımını↑
Antikonvulsan
(Fenitoin)
(Fenobarbital)
(Primidon)
Vitamin D
Folik Asit
Vitamin D metabol. ve atılımını↑
İlaçlar metabolizmaları sırasında kofaktör olarak folatı kullanırlar.
Oral Kontraseptif
(Estrojen-Progesteron)
Vitamin B6
Vitamin C
Triptofan pirolazı indükleyerek
Oksidasyonu arttırarak


Tablo 6- Çeşitli Minerallerle Etkileşen İlaçlar
İlaçEtkilenen MineralEtki Mekanizması
Alüminyum hidroksit
Bisakodil
Kolşisin
Lityum karbonat
Metildopa
Metotreksat
Mineral yağı
Peniselamin
Tetrasiklin
PO4
K,Na
K,Na,Ca,Fe
Na,Cu
Fe
Ca
Ca,PO4,K
Cu,Fe,Na,Zn,PO4
Ca,Fe,Mg,Zn
Emilim↓
Emilim↓
Emilim↓
Emilim↓
Emilim↓
Emilim↓
Emilim↓
Şelat etki
Emilim↓ (Her ikisinde de)
Aspirin
Fenolftalein
İndometasin
Kolestiramin
Neomisin
Fe,K
Ca,K,Na
Fe
Fe
Fe,Ca,K,Na
Fekal Fe ve K kaybı
Minerallerin fekal kaybı
Fekal Fe kaybı
Fekal Fe kaybı
Minerallerin fekal kaybı
Adrenal kortikosteroidler
(Prednizon)
Difosfatlar
Fenitoin
Fenobarbital
Primidon
Ca

Ca
Ca,Mg
Ca,Mg
Ca
Vitamin D aktivitesinde↓

1.25-diOH-D oluşumu↓
Vitamin D Metabol.Bozulma
Vitamin D Metabol.Bozulma
Vitamin D Metabol.Bozulma
Anabolik steroidler
Estrojen
Fenilbutazon
Hidralazin
İndometazin
Metildopa
Triamteren
Na
Na
Na
Na
Na
Na
K
Böbreklerde tutumu↑
Böbreklerde tutumu↑
Böbreklerde tutumu↑
Böbreklerde tutumu↑
Böbreklerde tutumu↑
Böbreklerde tutumu↑
Böbreklerde tutumu↑
Loop diüretikleri
(Furesemid)
Tiyazid diüretikleri
(Hidroklorotiyazid)
Ca,Cl,K,Na,Mg,Zn

Ca,K,Na,Mg,Zn
Böbreklerde tutumu↑

Böbreklerde tutumu↑

ÇAY- KAHVE- İLAÇ ETKİLEŞİMİ
Çay ve kahve ile birlikte kafein, teofilin ve teobromin gibi metilksantin türevlerini almaktayız. Bu ksantin türevlari diürez, SSS ve Solunum Sitümülasyonu, düz kasları gevşetme, koroner dilatasyon ve kalp stimülasyonu üzerine etkilidir.

Kafein Alımının Sınırlandırılmasını Gerektiren İlaçlar:
  1. Simetidin (anti ülser ilaçlar)
  2. Amitriptilin (trisiklik antidepresan)
  3. Fenelzin (antidepresan)
  4. Lityum (antimanik)
Bir bardak çay ile yaklaşık 30mg, bir fincan kahve ile 85mg kafein alınır.


ALKOL İLAÇ ETKİLEŞİMİ
Alkol değişik ilaçlarla etkileşmektedir. İlacın etkilerine, ilacın ve alkolün alım dozuna, ilacın veriliş şekline göre etkileşim değişebilmektedir. Emilim, dağılım, metabolizma aşamalarında değişmiş kan ve doku konsantrasyonlarıyla ortaya çıkan farmakokinetik etkileşimler veya beklenen ilaç yanıtlarındaki değişiklikleri gösteren farmakodinamik etkileşimler olabilmektedir.

Alkolle Etkileşen İlaç Grupları:
A - Merkezi Sinir Sistemi depresanları:
  1. Hipnotikler
  2. Antikonvulsanlar
  3. Sedatiflar
  4. Psikotropik İlaçlar
  5. Opioidler
  6. H1-Antihistamikler
B - Antidiyabetikler
C - Diğer İlaçlar

Kaynak: 
http://www.ankarahastanesi.gov.tr/index.php?p=content&id=101&name=besin-la-etkileimi
Hazırlayan Filiz Özoğlu
Beslenme ve Diyet Uzmanı


Sonrası için incelenecek diğer linkler: 
http://www.fda.gov/Food/IngredientsPackagingLabeling/FoodAllergens/ucm530854.htm


Her gün tükettiği zencefil yüzünden ölümden döndü

İzmir'de, akciğerindeki hava kistlerinin patlaması nedeniyle ameliyat edilen, operasyon sonrası izah edilemeyen bir kanama gelişen Faruk Güzel (40), ölümden döndü. Güzel'in hayatını tehdit eden kanamanın, öksürüğünü kesmesi için her sabah bala karıştırıp içtiği zencefilden kaynaklandığı ortaya çıktı.
Yayınlanma tarihi: 28 Temmuz 2018 Cumartesi,
İzmir'in Aliağa ilçesinde yaşayan bankacı Faruk Güzel, yaklaşık üç ay önce öksürük şikayetiyle İzmir Kent Hastanesi'ne başvurdu. Şikayetlerine akciğerindeki hava kistlerinin neden olduğu, ancak patlaması halinde ameliyatın mümkün olacağı belirtilen Güzel, takibe alındı. 15 gün kadar önce öksürük ve nefesinde daralma şikayetleri artan Güzel, akciğerindeki hava kistlerinin patlaması nedeniyle Göğüs Cerrahı Prof. Dr. Gökhan Yuncu tarafından ameliyata alındı. Prof. Dr. Yuncu kapalı yöntem uyguladı, ameliyatta hava kistleri çıkarıldı ve nüksü önlemek için plevrası (göğüs duvarındaki zarı) soyuldu. Ancak başarılı geçen ameliyat sonrasındaki takip sürecinde, hastada izah edilemeyen ve hayati tehlike oluşturan bir kanama meydana geldi. Göğüs içine endoskopik kamera ile bakıldı. Cerrahi bir kanamanın olmadığı ve tıpta kanama diyatezi (Kanın pıhtılaşmasını bozan çok çeşitli nedenlerle, kanamanın durmaması veya kontrolsüz büyük kanamaların oluşması) denilen, sızıntı şeklinde bir kanama olduğu görüldü. Hastanın yiyip içtikleri tekrar sorgulandığında, balla karıştırıp zencefil içtiği belirlendi.
ZENCEFİL NEDENİYLE YENİDEN AMELİYAT OLDU
Hastanın ameliyat öncesinde sorulduğunda, kan sulandırıcı ilaç kullanmadığını söylediğini belirten Prof. Dr. Yuncu, "Laboratuvar incelemelerinde de kanama diyatezine neden olabilecek bir bulgu yoktu. Hasta tıp dışı bir bitkisel ürün kullanıp kullanmadığı hakkında yeniden sorgulandığında 'her sabah düzenli olarak zencefil kullandığını' ifade etti. zencefil , kanın pıhtılaşma mekanizmasının ilk basamağında görev alan trombosit denilen kan hücrelerinin fonksiyonunu bozmaktadır. Trombositlerin fonksiyonlarındaki bozukluk, pıhtılaşma mekanizmasının ilk basamağını bozarak, kanamaya eğilim oluşturur. Hastamızda, bu ürün kullanımı sonucu, hayati tehlikeye neden olan kanama komplikasyonu gelişti. Yoğun tıbbi takip ve tedaviye rağmen, yeniden ameliyata almak zorunda kaldık. Dolayısı ile hastane yatışı ve iyileşme süreci uzadı. Bu arada hastaya doku nakli anlamına gelen kan transfüzyonları yapıldı" dedi.

'HASTALAR İLAÇ DIŞINDA DA NE KULLANIYORSA DOKTORUNA SÖYLEMELİ'
Son zamanlarda bitkisel kaynaklı ürünleri kullanma alışkanlığının arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Yuncu, şu uyarılarda bulundu:
"İlaç prospektüslerinin sayfalarca ürün bilgileri içermesine karşın aktarlardan, marketlerden alınabilen bitkisel kaynaklı ürünler hakkında en küçük bir uyarı yazısı yok. Bu yaygın, bilinçsiz kullanım, kullanan kişilerin çok ciddi yan etkilerle karşılaşma riskini karşımıza çıkarıyor. Bu ürünleri kullanan kişiler, kontrolsüz ve hekim bilgisi dışında kullanmamaları konusunda bilinçlendirilmelidir. Zencefilin, kan sulandırıcı ilaçlarla da birlikte kullanılmaması gerekiyor. Kullanılması durumunda kendiliğinden kanamalar oluşabiliyor. Hemofili hastaları da kanama riskinden dolayı tüketmemeli. Herhangi bir ameliyat olması gereken hastalar, en az bir iki hafta kadar önce, zencefil ve zencefili içeren yiyecek içecekleri tüketmeyi bırakılmalıdır."

'ÖLÜMDEN DÖNDÜĞÜMÜ YOĞUN BAKIMDAN ÇIKINCA ÖĞRENDİM'
Bankacı Güzel, öksürüğünü kesmesi için 3 aydan beri düzenli olarak suya zencefil tozu karıştırıp içtiğini, ameliyattan önceki 15 gün de buna ek olarak birer kaşık zencefili balla karıştırarak tükettiğini söyledi. Güzel, "Yoğun bakımdaydım. Olayın farkında değildim, çıktıktan sonra ölümden döndüğümü öğrendim. Zencefilin böyle bir etkisi olacağını bilmiyordum, kullananlar bu özelliğini bilsinler" dedi.
Eşinin ölümden döndüğünü belirten Ebru Güzel ise, "Ameliyat başarılı geçmişti ama kanama gelişti. İkinci ameliyattan önce saat 22.00 gibi yoğun bakıma çağrıldım. Kanamanın durmadığını, hastanın kaybedilebileceğini, tekrar ameliyata alacaklarını söyledi doktorumuz. Zencefilin böyle ölümcül bir sonuç getireceğini bilmiyorduk. zencefiliçen çok insan var. Eşimin talihsizliği bu süreçte kullanmış olması. Biz böyle büyük bir risk yaşadık, başkaları yaşamasın, insanlar bunun bilincinde olsun" diye konuştu.

Cumhuriyetin haberiydi.
----------------------------------------------------------------------------------------------------
EK, 5 Ağustos 2018Arkadaşlarımdan bilgi ve deneyimler:AB: Karabaş Otu da kan sulandırıcı ve tansiyon ilaçları ile kesinlikle kullanılmamalı..

GG: Kemoterapi alırken nar ve greyfurt yasaktı. Bazı kanser hastalarının hastalığını hormonlar besliyor o yüzden hormonları harekete geçiren keten tohumu, adaçayı gibi şeyler de uygun değil.


Varılan Sonuç -1: 

Eğer Aspirin (Salicylic acid), kumadin (Warfarin) gibi kan sulandırıcı ilaçlarla,  kanı 
sulandıran K vitamini yüksek bitkisel olarak takviye edilmiş yiyecek ve içecekler; yeşil 
yapraklı sebzeler, alkol vb gibi, yoğun etkileşime girerek ilacın etkisini artırabiliyorlar. 
Bakınız; *

Bu nedenle, ilaç dışında, ama sanki ilaç gibi; düzgün ölçü ve zamanlarda tükettiğimiz  
yiyecek ve içeceklerin de ilaç etkisi yaratabileceklerini ve kullanılan ilaçların dozunu 
katlayabileceklerini bilmeliyiz. Ve bu konuyu mutlaka hekimlerimiz ile de 
paylaşmalıyız.  

Yukarıdaki tablodan aldığım aşağıdaki kesit:
İlaç Grubu
Etkilenen Vitamin
Etki Mekanizması
Antikoagülan
(kumalinler)

Pıhtı 

engelleyici / Kan sulandırıcı
Vitamin K


Pıhtı engelleyici / 


Kan sulandırıcı
Antagonistik etki


 Dikkat:

İkisi birarada 
kullanılırsa 
ilacın etkisi 
katlanıyor. 
Yukarıdaki 
Zencefil 
öyküsündeki 
olguya dikkat!

Kaynaklar:

Derleyen: A.Şükran Demiralp
  

16 Aralık 2016 Cuma

Bilimsel akıl nasıl yayılaMAZ?

Rev.3: Bu çalışma işte bu konu içindi. İlgilerinize: http://bit.ly/2psjRfx


Rev.2

Bilim ayrı, sanat ayrı, hasta ayrı, doktor ayrı (lütfen tık: http://bit.ly/2hCUT9K), o ayrı, bu ayrı; böyle düşünüldüğünde ve yaşandığında gelinen nokta; koşullanan ve koşullayan; sabitlenen ve sabitleyen, vs; irdelemeye çalışmayan her türlü meslek ve konumdan birçok insan olunca bilimsel akıl yayılamaz.
Neden böyle olur? Nedenler çok boyutludur; felsefe ve etik açısından da ele alınabilirse, sanırım, nedenler hepimiz açısından daha iyi anlaşılabilir.

Disiplinlerarası yaklaşım; NEDEN DİSİPLİNLER ETKİLEŞİMLİ ÇALIŞMALI?
Tourette Sendromu ve birçok bozukluğun farkındalığı vs için bilim ve diğer disiplinlerin etkileşimli çalışması gerekir. Genelde ise dünyada olagelen, önce medya konuyu pek de anlamaya çalışmadan; yani hasta, yakınları ve bilimsel görüşleri kendi ÇARPICI GÖRÜNTÜ anlayışına göre kurgulayarak, balıklama dalış yapar; "işte Popüler Kültür (PK) budur" dersek bu gerçek değil mi? Bknz; John Berger, Görme Biçimleri: “PK, bir tür düşünsel dizge olup çıkar sonunda. Her şeyi kendi diliyle açıklar."

Yıllarca anlatılmaya çalışıldı; en son Nisan 2013'de aşağıdaki 7 madde oluşturuldu, yine anlatılamadı, neden? kuralları PK koymasın istendiği için mi?




Ve bu linkte de anlatılmaya çalışılan: http://bit.ly/2hstZRL.

Neyse ki sonunda bir bilimsel makalede de konu irdelenebilmiş! Aşağıdaki özet makaleye de, sıradan bir kişi olduğum için bir çok makaleye ulaşamayan ben, bireysel araştırmalarım sırasında, neyse ki ulaşabildim.  2014 Mar;41(2):226-32

The portrayal of Tourette Syndrome in film and television.
Film ve televizyonda Tourette Sendromunun tasviri.
OBJECTIVE:
To determine the representation of Tourette Syndrome (TS) in fictional movies and television programs by investigating recurrent themes and depictions.
AMAÇ:
Tekrarlayan temalar ve tasvirleri araştırarak kurgusal filmlerde ve televizyon programlarında Tourette Sendromunun (TS) temsilini belirlemek.
BACKGROUND:
Television and film can be a source of information and misinformation about medical disorders. Tourette Syndrome has received attention in the popular media, but no studies have been done on the accuracy of the depiction of the disorder.
ZEMİN:
Televizyon ve film, tıbbi bozukluklar hakkında bilgi kaynağı ve yanlış bilgi kaynağı olabilir. Tourette Sendromu popüler medyada dikkat çekiyor ancak bozukluğun tasvirinin doğruluğuyla ilgili hiçbir çalışma yapılmadı.
METHODS:
International internet movie databases were searched using the terms "Tourette's", "Tourette's Syndrome", and "tics" to generate all movies, shorts, and television programs featuring a character or scene with TS or a person imitating TS. Using a grounded theory approach, we identified the types of characters, tics, and co-morbidities depicted as well as the overall representation of TS.
YÖNTEMLER:
Uluslararası internet film veritabanları, gerçek veya taklit edilen TS’li bir karakter veya sahne içeren tüm filmleri, kısa filmleri ve televizyon programlarını derlemek için "Tourette's", "Tourette's Sendromu" ve "tikler" terimleri kullanılarak arandı. Bir “temellendirilmiş teori” (grounded theory) yaklaşımını kullanarak, TS'nin genel temsili kadar, tasvir edilen karakter türlerini, tikleri ve eşlik eden hastalıkları da tespit ettik.
RESULTS:
Thirty-seven television programs and films were reviewed dating from 1976 to 2010. Fictional movies and television shows gave overall misrepresentations of TS. Coprolalia was overrepresented as a tic manifestation, characters were depicted having autism spectrum disorder symptoms rather than TS, and physicians were portrayed as unsympathetic and only focusing on medical therapies. School and family relationships were frequently depicted as being negatively impacted by TS, leading to poor quality of life.
SONUÇLAR:
1976'dan 2010'a kadarki otuz yedi televizyon programı veya film incelendi. Kurgusal filmler ve televizyon şovları TS'nin genel yanlış temsillerini verdi. Koprolali (coprolalia) bir tik görüntüsü olarak aşırı temsil edildi; karakterler TS yerine otizm spektrum bozukluğu belirtilerine sahip olarak tasvir edildi ve hekimler anlayışsız ve sadece tıbbi tedavilere odaklanıyor gösterildi. Okul ve aile ilişkileri sıkça TS'den olumsuz etkilenen ve yaşam kalitesi düşüklüğüne neden olan olarak tasvir edilmiştir.
CONCLUSIONS:
Film and television are easily accessible resources for patients and the public that may influence their beliefs about TS. Physicians should be aware that TS is often inaccurately represented in television programs and film and acknowledge misrepresentations in order to counsel patients accordingly.

VARGILAR:
Film ve televizyon, hastalar ve halk için onların TS hakkındaki inançlarını etkileyebilecek kolayca erişilebilir kaynaklardır. Doktorlar, TS'nin televizyon programlarında ve filmlerde çoğu kez doğru gösterilmediğinin farkında olmalı ve hastalara doğru danışmanlık yapmak için bu temsillerin yanlışlığını kabul etmelidir.
Çeviri: Mehmet Demiralp


SORULAR:
1.     Sıradan insanların iliklerine dek yaşayarak elde ettikleri sıradışı deneyimleri ile ulaştıkları kendi gerçekleri, ve bu insanların günün genel bilimsel gerçeklerini vd gerçekleri anlamaya çalışma çabaları; hevesleri hakkıyla değerlendirilemezse, bilimsel akıl yayılabilir mi?
2.     Popüler kültürün oyuncağı olan bilim ve sanat nasıl bir bilimdir ve de nasıl bir sanattır?

Rev.2 20 Aralık 2016

     PK bol bol  #Genelleme yapar; bilimsel aklın yayılması önündeki en büyük engel!

"    "Canlılar sistemi / toplum yaşamı ile ilgili konular nasıl ele alınmalıdır? Her birimiz farklı bireyleriz; nörogelişimlerimiz farklı; niteliklerimiz farklı; aynı yumurta ikizlerinde bile durumlar çok faklı olabiliyor!

Bireysel olaylardan yola çıkıp genelleme yapılabilir mi?"

GENELLEMELER; Genele KOŞULLAMALAR hepimizi yanıltabilir; öyle değil mi?

Yazının tümü: http://bit.ly/1HRgB1A






Derleyen: A.Şükran Demiralp, 16 Aralık 2016



12 Aralık 2016 Pazartesi

Hastalıklarla Uzlaşma

Hastalıklarla Uzlaşma; kısmen bilince, kısmen de iradi kontrole bağlı olarak elde edilen düzeydir:

İyileşme arzusu: Hücresel, kimyasal ve hormonal düzeylerden benliğin örgütlenmesine kadar her türlü işlevsel örgütlenmelerden ve uzlaşmalardan oluşan, neredeyse sınırsız bir repertuarın devreye girebileceği olasılığının gerçekleşmesi.

Özel ve kamusal alan: Özel alan bireye özgü eylem ve duyguların yer aldığı alan, her yerde, insani ve gayri insani çevre ile, yani kamusal alan ile iç içe geçmiştir. Bireysel çabaları sosyal çabalardan ayıramayız, zira bunlar hastanın dünyadaki varlığına destek olur (ya da engel olur); hastanın tedaviye yönelik çabaları içinde bulunduğu dünyanın rıza göstermesine, tedaviye yönelik diğer çabalar ise hastanın rıza göstermesine / uyumuna bağlıdır. Mümkün olanı gerçekleştirmek adına birlikte çalışılmalıdır.

Rahatlama: Hastalığın temel kavramı rahatsızlık olduğuna göre,  tedavinin temel kavramı da rahatlamadır. Hastanın rahatlığını artıran her şey, patolojik potansiyelini azaltır ve hastalığı ile mümkün olan en kapsamlı uzlaşmaya yardımcı olur.

Ön koşul: Hastanın dünya ile adamakıllı bir ilişki tesis edilmesi; diğer insanlarla / diğer bir insanla. Çünkü dünyadaki varlığımızı makul bir şekilde sürdürmemiz insan ilişkileri ile makul hale gelir. Dünyanın varlığını tümüyle hissetmek, insan olarak bir diğer bireyin varlığını tümüyle hissetmeye bağlıdır; insanların varlığı bizlere gerçekliği bahşeder; insansız kalmanın gerçekdışılığı ise bu gerçekliği bizden alır götürür; gerçekliğe, güvene ve güvencede olmaya dair hislerimiz, ciddi boyutta insan ilişkisine dayalıdır. Tek bir iyi ilişki, içine düştüğümüz sorun denizinde bize uzatılan bir can simidi, bir kutup yıldızı / bir pusula gibidir. İnsanlarla yakınlaşma iyileştiricidir.

Dünyayı evimiz gibi hissedebilmek: Bu duyguyu farklı ortamlarda sürdürebilmek; örneğin nörolojik ve psikiyatrik hastaların ihtiyaç duyduğu hastanelerin akıl hastanesi kimliğine bürünmesi hastaların gerçeklik ve evlerinde hissetme duygularından onları mahrum eder; onları sahte bir evin ve hastalığın bedelini ödedikleri bir yerin içine iter. Bu, gerçekdışı, mucizevi beklentilerin eşlik ettiği, sahte bir evdeki sahte vaatlerin sadece ilaç(lar)la gerçekleşeceğinin umulmasıdır. Sahte ortamlar ve gerilim ilaçlarla uzlaşmanın önünde en önemli engeldir.

Öz: Deneyim gerçekliğin yegane ölçütüdür.  Klinik tıbbın gündelik uygulaması teorik hatta felsefi  bakış açılarına ihtiyaç duyar.  Ve bizleri ihtiyaç duyduğumuz bakış açılarına kusursuz biçimde yönlendirir.  Tıbbın felsefi bir eğitim sağlıyor olması keyif veren bir keşiftir. Filozofların arasında neredeyse bir tek Nietzsche, felsefeyi, insan bedenini algılamamızın ya da yanlış algılamamızın temelinde ele alır ve dolaysıyla filozof doktor idealine itimat eder. Tıp sadece ilaç vermekten ibaret oldukça, zeka ya da düşünceye çok az yer kalır; doktorlar sadece şifa dağıtmakla yetinmeMElidirler. Eğer herhangi bir tedavi yöntemi ya da ilaç "salt tıbba dayalı" herhangi bir yaklaşım hastaların sorunlarını kökten çözseydi, gözönüne alınacak herhangi bir durum ya da ele alınacak herhangi bir mesele kalmazdı.  

Kaynak: Dr. Oliver Sacks,


Derleyen: A.Şükran Demiralp, 12-12-2016

9 Aralık 2016 Cuma

PSİKİYATRİ ve BİLİMSEL AKLIN SÜZGECİ

GİRİŞ: Psikososyal destek olmazsa olmazların başında gelir! Psikiyatrik sorunu olanlara sorum; siz ülkemizde psikososyal destek alabiliyor musunuz?

DÜŞÜNME ve ARAŞTIRMA KONUSU: Psikososyal destek neler olabilir?

ŞİMDİ:

HALK BİLİMİ ANLAYAMAZSA BİLİMSEL AKLIN SÜZGECİ NASIL GERÇEĞE YAKLAŞABİLİR?


30 Ağustos 2018: Mutlaka TIK'layınız: 
   http://asukrandemiralp2.blogspot.com/2016/12/ilac-besin-etkilesimleri-icin-arastrma.html

30 Mayıs 2018: ÖNCE: Uzmanlar kendilerinden başlamalılar. Onlar kendi ve birbirlerini ne kadar denetleyebiliyorlar ve bilimsel aklı ne kadar  içselleştirebilmişler?          http://asukrandemiralp2.blogspot.com.tr/2017/06/dsm-zihinsel-bozukluklarda-tani.html

Psikiyatri tanı koyma ve tedavi konusunun en çok zorlandığı alandır! Bu zorlanmada şimdiye dek pek de dikkate alınmamış olan bir konu: Hasta , yakınları, çevresi ve toplumun bilgilenmesini sadece popüler kültürün oyuncağı medyanın tek yönlü bombardımanına bırakmış olmak gerçeğidir; bu konuda yaygın medya kullanımı, konunun ve/ya sorunun bütünü ile değil de daha çok insanı duygusal etkileyecek belli kalıpları ön plana çıkarmakta ustalaşagelmiş durumdadır. Bu durum da daha çok insan karşı çıkana dek süregidecek gibi görünmekte... Bilenlerin çoğu da karşı çık(a)mıyorlarsa, acaba neden?

Dünya ve Türkiye için sorular:

(1) Binlerce kişi üzerinden bir deneyim elde edilene dek nasıl yollardan geçiliyor?
27/05/2017 - Bu soru için araştırma sonucu-1: 
Kaynak: http://hsv.dergipark.gov.tr/download/article-file/220489
SONUÇ: İnsanlık tarihi ne yazık ki güçlü olanın zayıf olana zarar verdiği örneklerle doludur; ancak makalemizde çeşitli örneklerini verdiğimiz gayrimeşru tıbbi araştırmalar yakın tarihlerde gerçekleşmiştir. Tuskegee ve Guetamala deneylerinin üzerinden yalnızca 50–60 yıl geçmiştir. Bu gibi araştırmalar genelgeçer tıp etiği paradigmasındaki temel ahlaki ilkelere aykırıdır, örneğin önce zarar verme. Geçmişten pişmanlık olarak yorumlanabilecek bir biçimde Bill Clinton ve Barack Obama gibi son dönem Amerikan başkanları bu çalışmalardan ötürü kitlelerden özür dilmiş olsalar da, bugün bu tür deneylerin tekrar gerçekleşmeyeceğinden –ve hatta bir yerlerde gerçekleşmediğinden– emin değiliz. Bu kuşkular nedeniyle düzenleyici–denetleyici nitelikte ve uluslararası geçerlilikte etikolegal mevzuata gereksinim duyulmaktadır (26). Yanı sıra yasal (ve etik) boşluklar oluşmaması için bu metinler çağın gereklerine ve bilimdeki gelişmelere paralel olarak sıklıkla revize edilmektedir. Bu hem bir adaptasyon hem de bir önlem alma çabasıdır; insan (ve hayvan) deneklerin kötü muamele görmesini, acı çekmesini ve sömü- rülmesini önlemeye yöneliktir. Günümüzde özellikle kök hücre, genetik vb. alanlarda oldukça karmaşık ve teknolojik bilimsel araştırmalar gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla işlem ve yöntem bakımından görece yeni nitelikteki bu gibi araştırmalara paralel olarak, bu deneylerde yaşanabilecek ahlaki–hukuki ihlallerin önlenişine katkıda bulunacak yeni, dinamik etik kodların oluşturulması ve bunların samimiyetle benimsenmesi gerekmektedir. 

(2) Uzmanlar kamu hastanelerinde ancak onaydan geçmiş kabullerle tanı koyar(Örneğin DSM Kriterlerine göre) ve tedavi uygulayabilirler. Ancak, biliyoruz ki DSM kriterleri de değişkendir. Bu nedenle her tanı yeniden ele alınır ve DSM'de HASTALIK değil BOZUKLUK kavramı da bu nedenle kullanılır. ÖYLE İSE, sıradan insanlar da ANCAK mevcut tanı kriterlerini bilirse, kendi / yakınlarında FARKLI olanı GÖREBİLME olasılığını yakalar. Değil mi?

(3) Binlerce kişiye ulaşılana dek ARA AŞAMALARIN KURALI NEDİR?

27/05/2017 - Bu soru için araştırma sonucu-1: 

Kaynak: http://hsv.dergipark.gov.tr/download/article-file/220489
1. İnsan denek kesinlikle özgür iradesiyle onam vermelidir
Soru: Kendi özgür iradesi ile karar verebilmenin koşullarına bireyler nasıl yaklaştırılabilir?




(a) Mevcut tedavilere yanıt vermeMEsi?


(b) Mevcut tedavilerin yan etkilerinin baskın çıkması? 


(c)..???

A.Şükran Demiralp, 25 Mayıs 2015 
Kaynak: https://www.facebook.com/TSTikTakHip/


5 Aralık 2016 Pazartesi

Tourette Sendromu için Neurofeedback eğitimi; kontrol edilmeyen tek bir vaka çalışması

28 Ağsts 2018: Tourette sendromu için Biofeedback ....

 2014 Mar;27(1):17-24. doi: 10.1097/WNN.0000000000000019.

Biofeedback treatment for Tourette syndrome: a preliminary randomized controlled trial.


OBJECTIVE:

To study the clinical effectiveness of biofeedback treatment in reducing tics in patients with Tourette syndrome.

BACKGROUND:

Despite advances in the pharmacologic treatment of patients with Tourette syndrome, many remain troubled by their tics, which may be resistant to multiple medications at tolerable doses. Electrodermal biofeedback is a noninvasive biobehavioral intervention that can be useful in managing neuropsychiatric and neurologic conditions.

METHODS:

We conducted a randomized controlled trial of electrodermal biofeedback training in 21 patients with Tourette syndrome.

RESULTS:

After training the patients for 3 sessions a week over 4 weeks, we observed a significant reduction in tic frequency and improved indices of subjective well-being in both the active-biofeedback and sham-feedback (control) groups, but there was no difference between the groups in these measurements. Furthermore, the active-treatment group did not demonstrably learn to reduce their sympathetic electrodermal tone using biofeedback.

CONCLUSIONS:

Our findings indicate that this form of biofeedback training was unable to produce a clinical effect greater than placebo. The main confounding factor appeared to be the 30-minute duration of the training sessions, which made it difficult for patients to sustain a reduction in sympathetic tone when their tics themselves were generating competing phasic electrodermal arousal responses. Despite a negative finding in this study, electrodermal biofeedback training may have a role in managing tics if optimal training schedules can be identified.
Google çevirisi:
AMAÇ:
Tourette sendromu olan hastalarda tiklerin azaltılmasında biofeedback tedavisinin klinik etkinliğini araştırmak.

ARKA FON:
Tourette sendromu olan hastaların farmakolojik tedavisindeki gelişmelere rağmen, birçokları tolere edilebilir dozlarda birden fazla ilaca dirençli olabilen tiklerinden rahatsızlık duymaktadır. Elektrodermal biyofeedback, nöropsikiyatrik ve nörolojik durumların tedavisinde yararlı olabilecek, invaziv olmayan bir biyo davranışçı müdahaleye sahiptir.

YÖNTEMLER:
Tourette sendromu olan 21 hastada randomize kontrollü elektrodermal biofeedback antrenmanı gerçekleştirdik.

SONUÇLAR:
Hastaları 4 hafta boyunca haftada 3 seans için eğittikten sonra, tik frekansında ve hem aktif biyo-geri bildirim ve hem de geri bildirim (kontrol) gruplarında öznel iyi oluşun iyileşmiş indekslerinde anlamlı bir azalma gözlemledik, ancak aralarında fark yoktu. Bu ölçümlerdeki gruplar. Ayrıca, aktif tedavi grubu, biyofeedback kullanarak sempatik elektrodermal tonlarını azaltmayı öğrenemedi.

SONUÇLAR:
Bulgularımız, bu biofeedback eğitiminin plasebodan daha büyük bir klinik etki üretemediğini göstermektedir. Ana karıştırıcı faktör, antrenman seanslarının 30 dakikalık süreleri olarak gözüktü ve bu durum, tiklerin kendileri, rakip fazik elektrodermal uyarılma yanıtları ürettiklerinde sempatik tonda bir azalmayı sürdürmelerini zorlaştırdı. Bu çalışmada olumsuz bir bulguya rağmen, elektrodermal biyofeedback antrenmanı, optimal antrenman programları tanımlanabilirse tiklerin yönetiminde rol oynayabilir


---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------AÇIKLAMA. Neurofeedback konusunda Tourette Sendromu konusunda ulaşabildiğim tek bilimsel bilgi, 2011 aralık tarihli ve  aşağıdadır. Başlıktan da anlaşılacağı gibi, bu konunun denendiği tek bir kişi; 17 yaşında bir erkek ergen vaka çalışmasıdır. Bu vakanın da kontrol edilmediği belirtilmektedir. Kontrol edilmediği bilgisinden anlayabildiğim şudur: Düzgün aralıklarla bu kişi tekrar görüşmeye çağrılıp durumu hakkında gözlem ve bilgi alınmamıştır. Dolaysıyla diğer açıklamaları aşağıdaki makaleden veya daha da aşağıdaki google çevirisinden okuyabilirsiniz. 

Neurofeedback nedir?

Neurofeedback training for tourette syndrome: an uncontrolled single case study.

Abstract

Gilles de la Tourette syndrome (TS) is characterized by motor and vocal tic manifestations, often accompanied by behavioral, cognitive and affective dysfunctions. Electroencephalography of patients with TS has revealed reduced Sensorimotor Rhythm (SMR) and excessive fronto-central Theta activity, that presumably underlie motor and cognitive disturbances in TS. Some evidence exists that neurofeedback (NFB) training aimed at enhancing SMR amplitude is effective for reducing tics. The present report is an uncontrolled single case study where a NFB training protocol, involving combined SMR uptraining/Theta downtraining was delivered to a 17-year-old male with TS. After sixteen SMR-Theta sessions, six additional sessions were administered with SMR uptraining alone. SMR increase was better obtained when SMR uptraining was administered alone, whereas Theta decrease was observed after both trainings. The patient showed a reduction of tics and affective symptoms, and improvement of cognitive performance after both trainings. Overall, these findings suggest that Theta decrease might account for some clinical effects seen in conjunction with SMR uptraining. Future studies should clarify the feasibility of NFB protocols for patients with TS beyond SMR uptraining alone.


Google çevirisi:
Tourette sendromu için neurofeedback eğitimi: kontrol edilemeyen tek bir vaka çalışması.
Messerotti Benvenuti S1, Buodo G, Leone V, Palomba
Gilles de la Tourette sendromu (TS), genellikle davranışsal, bilişsel ve duygusal işlev bozukluklarının eşlik ettiği motor ve ses tikleri ile karakterizedir. TS'li hastaların elektroensefalografisinde TS'de motor ve bilişsel bozuklukların altında yatan Sensorimotor Ritim (SMR) ve aşırı fronto-merkezi Theta aktivitesi ortaya çıkmıştır. Bazı kanıtlar SMR amplitüdünü arttırmayı amaçlayan neurofeedback (NFB) eğitiminin tikleri azaltmada etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Mevcut rapor, kontrollü olmayan tek bir vaka çalışması olup, TS ile birlikte 17 yaşındaki bir erkek hastaya kombine SMR eğitim eğitimi / Tetra kesintileri içeren bir NFB eğitim protokolünün uygulandığı bir çalışmadır. On altı SMR-Theta oturumundan sonra, tek başına SMR üst eğitimle altı ek oturum düzenlendi. SMR artışı, SMR üst eğitimi tek başına uygulandığında daha iyi elde edildi, ancak her iki eğitimden sonra da Teta düşüşü gözlendi. Hasta, her iki eğitimden sonra tikler ve duygulanım semptomlarında azalma ve bilişsel performansda iyileşme gösterdi. Genel olarak, bu bulgular, Teta düşüşünün, SMR üst eğitimi ile birlikte görülen bazı klinik etkileri açıklayabileceğini düşündürmektedir. Gelecekteki çalışmalar, TS'li hastalar için NFB protokollerinin fizibilitesini tek başına SMR'nin üst eğitiminin ötesinde açıklığa kavuşturmalıdır.

Derleyen,
A.Şükran Demiralp
05/12/2016

1 Aralık 2016 Perşembe

ENGELLENELER GÜNÜ 3 Aralık Hatırlatması


Aşağıda sayın Adem beyin yazısı her ne kadar Tourette Sendromu (TS) 'ndan söz etmiyorsa da başlık ve içeriğin bir çok bölümü hem genele hem de TS'ye çok uygun: Başlık ENGELLENENLER GÜNÜ!
Bu sayfada baştan beri basit isteklerde bulunuyoruz değil mi? Yürüyecek kaldırım, soluk alabilecek alanlar, sanat üretim yapabileceğimiz mekanlar, hastaneden hastaneye koşuşturmadan basitçe çözümlenebilecek prosedürler, vs vs.. Bu hepimizin ORTAK HAKLI İSTEKLERİMİZDEN değil mİ?
Şimdi biraz da daha özele, TS'ye gelelim; TS çook geniş bir yelpazede seyreder. bir kısım arkadaşlarımızın ön plana çıkan tikleri nedeni ile çok kolay tanıyabilirsiniz.
Peki, bir de tiklerini sizin kolayca fark edemeyecekleriniz varsa ki var, ONLAR NE OLACAK? Görünür kılabilecek bir SEMBOL yok demektir bu. Peki ne olacak onlar? Yani sıradan insan gibi algılayarak onlardan olmayacak ağırlıkta beklentilere girivereceksiniz veya davranışlarını sıradan insanın davranışları ile karşılaştırıp yargılayacaksınız. Öyle değil mi? Öyle işte!
Bu kaç kişiyi ilgilendiriyor acaba? Sorunu yaşayanları ve yakınları dışında kaç kişiyi ilgilendiriyor?
Bu arkadaşlarımız giderek kendi içlerine gömülebiliyorlar; ki bir kısmı güzel okullardan mezun olmuşlar, belli yeteneklere de sahipler vs vs..
Neyse, şikayet etme yasağı var. Sorunu çözemiyorsan, sus; denize düşüp yüzmeye çalışacağına yılana sarılmasını bilseydin! Öğrenme bozukluğun varsa, ne halin varsa gör! Yaratıcılığını kullan. Yarat bi şeyler, sen kullanmazsan senin yarattıklarını da kullananlar çıkar elbet. Merak etme toprak olmaz. Sen toprak olursun ama deneyimlerin toprak olmaz :-) :-)
Ve elbette ki popüler kültürün günü birlik klişelerinin akıntısına kapılmadan, belki çok daha fazla acı çekerek, ama acıların da bir ömrü olduğunu öyle ya da böyle, bilerek yola devam edebilmek de bir seçimdir.
Özgürce seçebilenlere selam olsun!
Asla vazgeçmeyenlere de selam olsun!
ÖZ: TS görünen, görünmeyen TİKLER ve çok daha fazlası olabilir!
A.Şükran Demiralp

Sayın Adem Kuyumcu'nun yazısı:
3 Aralık ENGELLENENLER günü!
( Her 3 Aralık da olduğu gibi 2016 Manifestom)
Yine bir 3 Aralık Dünya Engelliler Gününe daha geliyoruz. Her yıl bazıları tarafından yapılan, “sakat” mı diyelim, “özürlü” mü diyelim, “engelli” mi diyelim tartışmaları ve polemikli yazıları yine çok göreceğimiz için ben konunun tam ortasına dokunup bu yazıları yazanların farkında olmadan engelli bireyleri nasıl ötekileştirdiklerini de anlamalarını sağlamaya çalışarak başlamak istiyorum.
Engellilerle ilgili kullanılan sıfatları tarihi süreçleri ile ele alırsak 1960’ lı yıllarda STK'lar tarafından da kullanılmaya başlanan "sakat" Arapça bir sıfattır ve eksik ya da bozuk anlamındadır. Ayrıca İngilizce’de "handicap" Türkçeye çevrildiğinden karşılığı “sakat” şeklindedir. O yıllarda kurulan STK lar "Sakat" kelimesini kullandılar, kullanmaya devam da ediyorlar. Daha sonraki yıllarda sakatlığın geçici bir durumun karşılığı olduğu anlaşıldı. Savunuculuk ve haklarla ilgili çalışmalar başladığında yani 2000 li yılların başında ise memurların bazı kişisel özel haklarına verilen isimlendirme olan "özür durumu" sıfatından yola çıkılarak birçok özel haktan faydalanacak kişiler olarak görülen bireylere "özürlü" isimlendirmesi kullanılmaya başlandı. 2005 yılında çıkan 5378 sayılı kanunda da isim “özürlü” olarak geçmektedir. Özürlü kelimesi ise kusurlu olanı çağrıştırdığı için 2010 yılından sonra tanımlama "engelli" olarak son şeklini aldı. Biz “engelli birey” olarak kullanıyoruz. Mimari, fiziki ve diğer sorunlar nedeniyle hayata katılımı “Engellenen Birey” olarak belirtmek daha da doğrudur.
Daha net anlaşılması için bakış açınızı değiştirmeye çalışayım, adımlarla yürüyemediği için evinden çıkıp okula gidemeyen, çalışmaya gidemeyen, sosyal hayata katılamayan bireyin sorunu adım atamıyor olması değil yürümesini sağlayan Tekerlekli Sandalye için uygun mimari ortamın olmaması,mimari ve fiziki engellerin ona engel olmasıdır. Görme engellilerin hayata katılımı için işitsel uyarıların olmaması, İşitme engellilerin hayata katılımı için de görsel uyarıcılar ve uygun düzenlemelerin yapılmaması hayata katılama engel olmaktadır. Mimari ve fiziki engelleri kaldırıp kanunları uygularsak ENGELLERİ kaldırmış oluruz.
Bugün hala bazı köşe yazarlarının ve alanda olan bazı kişilerin bu isimlendirme konusuna takılmış olmaları onların engelli bireyleri normal olarak kabullenmemeleri, durumlarını oldukları gibi kabul etmeyip fiziken kendileri gibi olmadıkları için sıfatlar takma ya da takılı sıfatları beğenmemelerinden başka bir şey değildir. Kabullenme sürecini tamamlamış aklı başında engelli bireyler bu sıfatlara takılmazlar. Sonucu değiştirmeyen bir kelimeye takılmaya gerek yok.
İsimlendirme konusunda devinimler ve kanunların çıkartılması konusunda süreçler gelişmiş ülkelerden daha hızlı ilerledi. Ancak uygulamaya sıra gelince toplumu ve devleti oluşturan "insan" lar görevlerini doğru yapmıyor veya engellileri okulda,çalışma hayatında ve sosyal hayatta görmek istemiyor oldukları için kanunları uygulamaya gerek duymuyorlar. Kanunlar var ama uygulamakta görevli insanlar engeller yaratıyorlar.
Türkiye nüfusunun %12,29’unu kayıtlı engelli oluşturmaktadır. 9 milyonun üzerinde engelli, aileleri ile birlikte 30 milyon civarında vatandaşın 20 milyondan fazlası da seçmendir. 2005 yılında çıkartılan kanunların hala uygulanmıyor olması engellilerin umutsuz şekilde ve sorunlar içinde yaşamalarına sebep olmaktadır.
Bu bağlamda hakları ve sorunları tekrar gözden geçirip uygulamaya geçmesi için yazmakta ve söylemekte fayda olduğunu düşünüyorum.
1- Engellilerin ve ailelerinin, acımadan ve ötekileştirilmeden eğitim, iş hayatı, spor, sanat ve sosyal hayata katılımı için gereken adımlar atılmalı, kanunlar sözde kalmayıp artık uygulamalarla hayata geçirilmelidir. Ülkemizde kanunlar vardır hem de AB kriterindedir ancak hayata geçmiyorsa sorumlu olan kanunu uygulamak için maaş aldığı halde uygulamayan insanlardır. Kimse görevini ihmal etmemelidir. Devletin görevlendirdiği maaşlı kişilerin engelli hakları konusunda "devlet gereğini yapsın" demesi görevi ihmaldir.Devletten maaş alan herkes devleti temsil eder,yani devletin kendisidir. Hepsini sorumlu olmaya görevlerini yapmaya davet ediyoruz.
2- Engelli durum tespitinde, farklı hastanelerde farklı rapor oranları verilmesi, oranların doktorların keyfiyetine bağlı olması önemli bir sorundur ve acilen çözümlenmelidir. Rapor yenileme eziyetine son verilmelidir. Mevcut raporun başka bir kurum tarafından kabul edilmeyip yeni rapor istenmesi sonucu oluşan 200-300 Liralık ödeme engelli bireyden alınmamalıdır. Erken tanı en önemli aşamadır ve bu konuda gerekli adımlar atılmalıdır.
3- Yaşıtlarına haftada 30 saat, otizmli ve engelli çocuklara ise haftada 2 saat rehabilitasyon eğitimi verilmesi adaletsizliktir. Otizmli ve engelli çocukların da yaşıtları gibi aynı süre ve yüksek kalitede eğitim alması sağlanmalıdır. Okullardaki mimari engeller kaldırılmalıdır. Algı ve beceriye göre bireye uygun eğitim modeline geçilmelidir. Ağır durumda olan otizmli çocuk ve bireylere belli sürede birebir yoğun eğitim modeli uygulanmalıdır. Toplumun her bireyinin engelli bireylerle iletişim ve davranış konusunda ilkokullardan itibaren “engellilerle bir arada yaşam” dersleri konulmalıdır. Özel eğitim öğretmenliğinin tercih edilmesi için puanı düşürülmeli ve özel teşvikler verilmelidir. Otizm Eylem Planı çok acilen uygulamaya geçirilmelidir.
4- Tüm engel sınıflarında sağlık giderleri tamamen devlet tarafından karşılanmalıdır. Bireye uygun olmayan ucuz araç gereç engelli bireylere farklı sorunlar yaratmaktadır. İşitme cihazı ve sarf malzemeleri, görme engellilerin ihtiyaçları, protez, akülü ve tekerlekli sandalye gibi hayati gereksinimler, düşük standartlarda değil, maddi değerine bakılmaksızın, bireye özel ve uzun süre kullanımı için sağlanmalıdır.
5- Ortopedik, görme ve işitme engellilerin eğitim, iş ve sosyal hayata katılımlarında birinci şart kentlerin engelsiz, erişilebilir hale getirilmesidir. Kanun çıkalı 11 yıl geçmesine rağmen hala uygulama yok denecek seviyededir. Sokağa çıkaramadığımız engelli ve yaşlılar evde hapis durumdadır ve ona bakan anne / kişi de onunla birlikte evde hapistir. Engellilere ve yaşlılara başka birine bağımlı olmadan özgür bir yaşam sağlamak için gerekli mimari ve fiziki düzenlemeler yapılmasına hız verilmeli, yapmayanlara cezalar uygulanmalıdır.
6- Dokuz milyon engelli ile birlikte 9 milyon anne de toplumda ötekileştirme yaşamaktadır. Engelli çocuğu olan annelerin yaşam kalitelerinin arttırılması için gerekli adımlar atılmalıdır. Psikolojik ve sosyal rehabilitasyon desteği ile birlikte uzun yıllar çocuklarından hiç ayrılmamış, dinlenme imkanı olmamış annelere ve bakım yapan kişilere nefes alma imkanları sağlanmalıdır. Evde bakılamayacak duruma gelen engelli bireyler için bakım merkezi sayısı ve hizmet kalitesi arttırılmalıdır.
7- Çocuğu engelli olduğu için evini terk eden, çocuğuyla ilgilenmeyen, boşanıp kendine hayat kuran babaların kabullenme süreçlerinin yönetimi için danışmanlık desteği verilmeli, babaların çocukları için daha çok manevi ve maddi sorumluluk almaları hukuki yollarla sağlanmalıdır.
8- İstatistiklerde, bugün hala 2002 verileri kullanılmakta ve bu verilerin sınıflandırılmasında yanlışlar olduğu bilinmektedir. Acilen doğru bir sayım yapılıp, çözüm ve hizmetlerin bu veriler doğrultusunda doğru şekilde planlanıp hizmete geçirilmesi gerekmektedir. Kayıtlara göre yaklaşık 9 milyon engellinin, raporunda % 90’nın üzerinde ağır engelli yazan ve fakirlik belgesi olan yaklaşık 1,7 milyonuna engelli maaşı ve/veya bakım maaşı verilmektedir. Ancak yaklaşık 7,5 milyon engelli ise devletten hiçbir şekilde maddi destek alamamaktadır. İhtiyacı olanlara sosyal yardım hizmetlerini arttırıp, hayatını tek başına yaşayamayan engelli kişilere bakım yapanlara, gelir seviyesine bakılmaksızın bakım desteği ve maaşı verilmelidir. Engelli bireylerin hayata bağlanmaları için psikolojik destekler sağlanmalı, cinsiyet, cinsellik, bireysel davranış eğitimleri verilmelidir. Anne, baba ve ailesi mutlu olmayan sürekli kaygı içinde yaşayan engelli birey mutlu bir hayat süremez. Aile eğitimi her şeyden önce gelmelidir. Engelli bireyler ve ailelerine verilecek eğitimler teknik bilgiler dışında kabullenme süreç yönetimleri şeklinde, hayat katılım,bir arada mutlu yaşam ve psikososyal destekler şeklinde olmalıdır. Bu da daha çok yaşayanların deneyim paylaşımı ve saha deneyimi çok olan kişilerle mümkün olabilir.
9- Engellilerin iş hayatına katılımı konusunda kamuda % 4, özel sektörde % 3 olan zorunlu engelli kontenjanlarının boş olanları hemen doldurulmalıdır. Engelli istihdamı daha çok teşvik edilmelidir. İş bulduğu halde engelli maaşı aldığı için çalışmak istemeyen engelli birey çalışması için zorlanmalıdır. İş hayatında olmak sadece maddi gelir değil sosyal hayata katılım ve gelecekte daha rahat yaşamı da sağlamaktadır.
10- Engellilerin spor ve sanatla ilgilenmeleri için yerel yönetimler görev almalıdır. Acıma kökenli etkinlikler değil; geleceklerine katkı sağlayıcı mesleki eğitim projeleri uygulanmalıdır. Üretilen her proje uygulamaya geçirildikten sonra takdir edilmelidir. Yaya yolu yapmadan engelliler için park, plaj, cafe yapan belediyeler kınanmalıdır.
11- Engelliler için kurulan dernek ve vakıfların büyük çoğunluğunun bazı kişilere maddi ve siyasi rant sağladığı ve bunun da engellilerin kullanılarak yapıldığı görülmektedir. Sivil Toplum Kuruluşları Kanunu’nda değişikliğe gidilerek dernek kurucu sayısı en az 50 kişiye çıkarılmalı, iktisadi işletme kurulabilmesi 3 yıl faaliyetten sonra olmalı, bulunduğu kurumu kullanıp siyasete atılmak isteyen yönetici en az 2 yıl önce yöneticiliği bırakmalı gibi düzenlemeler yapılmalıdır.
12- Engellilerin hakları konusunda çalışmalar siyaset üstüdür ve siyasi mevki, makam beklentisi ile doğru olarak yapılamamaktadır. Siyasi partilerde engelliler komisyonu, engelliler kurulu gibi yerlerde görev yapanların milletvekili olma beklentileri olmamalıdır. Bu beklentide olanlar hak savunuculuğu yapmak yerine her konuda sessiz kalıp millet vekili olacakları günü beklemektedirler. Milletvekili olmak isteyenler engelliliğini kullanarak değil topluma ve çalıştığı alana faydalı oldukları için seçilmelidir. Engelli haklarını savunmak için engelli olmaya gerek olmadığı gibi engellilik de siyasette avantaj olmamalıdır. Bu sözde potizif ayrımcılık sonucu seçilebilen engelli milletvekilleri seçildikten sonra minnet duygusu ile savunuculuk yapamamaktadır.
Ülkemizde engellilerin hayata eşit katılımı konusunda daha çok yol almamız gerekiyor. Bunun için de öncelikle Engelli birey algısını değiştirip rant imkanlarını önleyip, hak temelli savunculuk boyutuna ulaşmamız gerekiyor.
Engelliler, yaşlılar, aileleri ve vatandaşlar olarak 11 yıl geçmesine rağmen hala büyük çoğunluğu uygulamaya geçmeyen başta 5378 sayılı kanun olmak üzere, yukarıdaki maddelerin ve altbaşlıklarının uygulamaya geçirilmesi için gereken adımların hızlıca atılmasını, özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızdan, Sayın Başbakanımızdan, siyasi partilerden ve bağlı belediyelerden talep ediyoruz.
Engelli bireyleri ve yaşlıları evlerinden çıkarıp hayatın her alanına katmak herkesin ilk görevidir. Engellilerle iletişim ve davranış konusunda herkesin eğitim alması gerekir. Bir kentin ve bir ülkenin gelişmişliği, sokaklarında, okullarında, sosyal alanlarında görülen ortopedik, görme,işitme engelliler ile farklı gelişim gösteren bireyler ve yaşlı sayısı kadardır.
Adem KUYUMCU
Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği Başkanı
Not : Kaynak göstererek kullanabilir veya buradan istediğiniz kadar paylaşabilirsiniz.