Özet
Tourette Sendromu
Tourette Sendromu (TS), ilk olarak
1885 yılında Fransız hekim Georges Gilles de la Tourette tarafından tanımlanan
çocukluk veya ergenlik çağında motor (hareketle ilgili) ve fonik (sesle ilgili)
tiklerle tanımlanan bir nöropsikiyatrik durumdur. Ruhsal Bozuklukların Beşinci
Basımının Tanı ve ölçümsel (İstatistik) El Kitabı’na göre ( DSM-V), TS
klinik olarak tikler birden fazla motor ve bir ya da daha fazla fonik tik
şeklinde, 18 yaşından önce ortaya çıkar ve en az 1 yıl süreyle dalgalı
seyreder. TS tanısı genellikle 2 ile 15 yaş arasında konulur. Ortalama
başlangıç aralığı 5–7 yaşlarıdır. Tiklerin şiddeti genellikle ergenlikle zirve
yapar. Çoğu kişide tikler, ergenlik bitimi veya yetişkinlik dönemlerinde azalma
eğilimlidir. TS de dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, obsesif kompulsif
bozukluk, öfke atakları, uyku sorunları, depresyon ve migren gibi çeşitli
nöropsikiyatrik komorbiditeler (eşlikler) ile ilişkilidir. Nadiren servikal
miyelopati, inme ve arteriyel diseksiyon şiddetli motor tiklerine bağlı olarak
ortaya çıkar. Kesin patofizyoloji bilinmemektedir.
TS hastalarına, hem ilaçlarla
(farmakolojik)
hem de ilaçsız yöntemlerle klasik olarak yardımcı olunmaya çalışılır.
Tıbbi; TS’de kullanılan ilaçlar
a-2agonistlerden (klonidin, guanfacin), anti-psikotiklerden
(haloperidol, risperidon, pimozid) ve yeni ajanlardan (tetrabenazin ve
topiramat) oluşur.
Bu ilaçların potansiyel yan etkisi;
- alfa agonistlerine bağlı sedasyon, baş
dönmesi, sinirlilik, baş ağrısı ve hipotansiyonu içerir;
- nöroleptik (anti-psikotik) ilaçlara
bağlı kilo alımı, depresyon ve tardif diskinezi;
- tetrabenazin nedeniyle uykusuzluk,
huzursuzluk ve depresyon; kilo kaybı, iştah azalması, böbrek taşı ve,
- topiramat ile kelime bulma zorluğu.
TS’de kullanılan ilaçlara ek
Tikler için kapsamlı davranışsal
tedavinin (CBIT) TS'de etkili bir tedavi olduğuna ilişkin kanıtlar olsa da, iyi
uzman eksikliği gibi nedenlerle birçok hastanın CBIT'e erişimi çok sınırlıdır.
Tamamlayıcı Alternatif Tıp (TAT) Uygulamaları
Aileler genelde, TS için ilaç
kullanımlarının potansiyel yan etkileri konusunda endişelenirler. Ve sıklıkla
CBIT gibi nonfarmakolojik (ilaçdışı) tedavilerin kanıtlanması zor olmaktadır. Ayrıca, bu
tedavilerin hiçbirinde semptomların tam olarak ortadan kalkması söz konusu
değildir. Bazı TS’li ve yakınları, görünüşte daha güvenli ve daha etkili
seçenekler arayışındadırlar ve genellikle bu tedavileri “doğal” ve dolayısıyla
“güvenli” olarak algıladıkları için tamamlayıcı ve alternatif tıbbı (TAT)
tercih ederler.
TS hastalarında TAT kullanımının
artmasına ilişkin anekdot (öykü) raporları olmasına rağmen, TAT kullanımının
kesin prevalansı (yaygınlığı) bilinmemektedir.
Kullanılan takviyeler A vitamini, B
vitaminleri (B1, B2, B3, B6, B7 ve B12), C vitamini, D vitamini, asidophilus,
beta karoten, biyotin, mavi-yeşil alg, kalsiyum, kolin, krom, CoQ10, balık yağ,
keten tohumu yağı, glutatyon, üzüm çekirdeği ekstresi, inositol, lesitin,
magnezyum, manganez, molibden, PABA (para amino benzoik asit) ve potasyum.
Bu grup hastalar tarafından
kullanıldığı bildirilen diğer tedaviler, diyet modifikasyonu, alerji tedavisi,
homeopati, çevresel modifikasyon , biofeedback
ve akupuntur.
Birçok hasta, hem tıbbi ilaç hem de TAT
kullanımı ile herhangi bir yan etki (komplikasyon) olmayacağını varsayar. Halbuki,
ilaçların yanısıra bitkisel ve besin takviyeleri kullanan hastalarla ilgili kontrollü
çalışmalarda yan etkiler bildirilmiştir. Bitkisel ilaçlar genellikle bilinmeyen
özelliklere, yan etkilere ve toksisiteye (zehirleyici etkiye) sahip farklı bitkilerin karışımıdır. Örneğin;
- Gingko biloba anti-trombosit etkisine
sahiptir ve aspirin ve varfarin ile etkileşerek pıhtılaşma sorunlarına neden
olabilir.
- Fulminant karaciğer yetmezliğine
bitkisel kaynaklı kendiliğinden sınırlı hepatit bildirilmiştir.
- Çin otlarından bazılarının nefropati
ve son dönem böbrek hastalıklarına neden olduğu bildirilmiştir.
- Primrose yağı ve balık yağı mide
bulantısı ve GI (gastrointestinal -midebağırsak) sorunlarına neden olabilir.
- Vitamin aşırı kullanımı potansiyel
olarak olumsuz etkilere neden olabilir; örneğin, hipervitaminozis-A anoreksi,
uyuşukluk ve uzuv ağrısına ve psödotümör serebrilere neden olabilir.
- Geleneksel Çin ilaçlarında bulunan
ağır metaller potansiyel olarak çoklu organlara zehirli olabilir.
Özellikle de çok sayıda bitkisel takviye
alan hastalar için ilaç-TAT etkileşimi öngörmek olanaksızdır.
ABD’de Ulusal Tamamlayıcı ve
Alternatif Tıp Merkezi, TAT'ı aşağıdaki tabloda beş maddede
özetlenmiştir:
·
Biyolojik temelli uygulamalar; Vitaminler,
otlar, diyetler, gıdalar, diğer besin takviyeleri (ek, aşağıdakilerden en az
birini içerir: vitamin, mineral, bitki veya amino asit)
·
Manipülatif vücut bazlı uygulamalar; Chiropractic, masaj.
·
Zihin-beden tıbbı; Yoga, meditasyon, dua, reiki, tedavi edici
dokunma, tai chi, qi gong, hipnoz, biofeedback, müzik terapisi, bilişsel
davranışçı terapi.
·
Biyo-alan tedavileri; Akupunktur, aromaterapi, şifa verici dokunma,
tedavi edici dokunma
·
Bütün veya Geleneksel Tıbbi Sistem; Homeopati, Naturopati, Ayurveda tıp (Hint
geleneksel tıp), Geleneksel Çin tıbbı
Günümüzde, TAT alternatiflerinin hiçbiri bilimsel
olarak uygun dozlama, güvenlik ve etkinlik sağlamak için kapsamlı bir şekilde
araştırılmamıştır.
Özet: A.Şükran Demiralp
"İlaç - Besin Etkileşimleri İçin Araştırma Bilgileri Kullanımı" için:
http://asukrandemiralp2.blogspot.com/2016/12/ilac-besin-etkilesimleri-icin-arastrma.html
Devam edecek...

















