22 Ağustos 2018 Çarşamba

Tourette Sendromu (TS); Tıbbi ve Tamamlayıcı Alternatif Tıp (TAT) Uygulamaları


Özet

Tourette Sendromu


Tourette Sendromu (TS), ilk olarak 1885 yılında Fransız hekim Georges Gilles de la Tourette tarafından tanımlanan çocukluk veya ergenlik çağında motor (hareketle ilgili) ve fonik (sesle ilgili) tiklerle tanımlanan bir nöropsikiyatrik durumdur. Ruhsal Bozuklukların Beşinci Basımının Tanı ve ölçümsel (İstatistik) El Kitabı’na göre ( DSM-V), TS klinik olarak tikler birden fazla motor ve bir ya da daha fazla fonik tik şeklinde, 18 yaşından önce ortaya çıkar ve en az 1 yıl süreyle dalgalı seyreder. TS tanısı genellikle 2 ile 15 yaş arasında konulur. Ortalama başlangıç aralığı ​​ 5–7 yaşlarıdır. Tiklerin şiddeti genellikle ergenlikle zirve yapar. Çoğu kişide tikler, ergenlik bitimi veya yetişkinlik dönemlerinde azalma eğilimlidir. TS de dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, öfke atakları, uyku sorunları, depresyon ve migren gibi çeşitli nöropsikiyatrik komorbiditeler (eşlikler) ile ilişkilidir. Nadiren servikal miyelopati, inme ve arteriyel diseksiyon şiddetli motor tiklerine bağlı olarak ortaya çıkar. Kesin patofizyoloji bilinmemektedir.

TS hastalarına, hem ilaçlarla (farmakolojik) hem de ilaçsız yöntemlerle klasik olarak yardımcı olunmaya çalışılır.

Tıbbi; TS’de kullanılan ilaçlar

 a-2agonistlerden (klonidin, guanfacin), anti-psikotiklerden (haloperidol, risperidon, pimozid) ve yeni ajanlardan (tetrabenazin ve topiramat) oluşur.

Bu ilaçların potansiyel yan etkisi;
- alfa agonistlerine bağlı sedasyon, baş dönmesi, sinirlilik, baş ağrısı ve hipotansiyonu içerir;
- nöroleptik (anti-psikotik) ilaçlara bağlı kilo alımı, depresyon ve tardif diskinezi;
- tetrabenazin nedeniyle uykusuzluk, huzursuzluk ve depresyon; kilo kaybı, iştah azalması, böbrek taşı ve,
- topiramat ile kelime bulma zorluğu.

TS’de kullanılan ilaçlara ek

Tikler için kapsamlı davranışsal tedavinin (CBIT) TS'de etkili bir tedavi olduğuna ilişkin kanıtlar olsa da, iyi uzman eksikliği gibi nedenlerle birçok hastanın CBIT'e erişimi çok sınırlıdır.

Tamamlayıcı Alternatif Tıp (TAT) Uygulamaları

Aileler genelde, TS için ilaç kullanımlarının potansiyel yan etkileri konusunda endişelenirler. Ve sıklıkla CBIT gibi nonfarmakolojik (ilaçdışı) tedavilerin kanıtlanması zor olmaktadır. Ayrıca, bu tedavilerin hiçbirinde semptomların tam olarak ortadan kalkması söz konusu değildir. Bazı TS’li ve yakınları, görünüşte daha güvenli ve daha etkili seçenekler arayışındadırlar ve genellikle bu tedavileri “doğal” ve dolayısıyla “güvenli” olarak algıladıkları için tamamlayıcı ve alternatif tıbbı (TAT) tercih ederler.

TS hastalarında TAT kullanımının artmasına ilişkin anekdot (öykü) raporları olmasına rağmen, TAT kullanımının kesin prevalansı (yaygınlığı) bilinmemektedir.

Kullanılan takviyeler A vitamini, B vitaminleri (B1, B2, B3, B6, B7 ve B12), C vitamini, D vitamini, asidophilus, beta karoten, biyotin, mavi-yeşil alg, kalsiyum, kolin, krom, CoQ10, balık yağ, keten tohumu yağı, glutatyon, üzüm çekirdeği ekstresi, inositol, lesitin, magnezyum, manganez, molibden, PABA (para amino benzoik asit) ve potasyum.

Bu grup hastalar tarafından kullanıldığı bildirilen diğer tedaviler, diyet modifikasyonu, alerji tedavisi, homeopati, çevresel modifikasyon , biofeedback  ve akupuntur.

Birçok hasta, hem tıbbi ilaç hem de TAT kullanımı ile herhangi bir yan etki (komplikasyon) olmayacağını varsayar. Halbuki, ilaçların yanısıra bitkisel ve besin takviyeleri kullanan hastalarla ilgili kontrollü çalışmalarda yan etkiler bildirilmiştir. Bitkisel ilaçlar genellikle bilinmeyen özelliklere, yan etkilere ve toksisiteye (zehirleyici etkiye) sahip farklı bitkilerin karışımıdır. Örneğin;

- Gingko biloba anti-trombosit etkisine sahiptir ve aspirin ve varfarin ile etkileşerek pıhtılaşma sorunlarına neden olabilir.

- Fulminant karaciğer yetmezliğine bitkisel kaynaklı kendiliğinden sınırlı hepatit bildirilmiştir.

- Çin otlarından bazılarının nefropati ve son dönem böbrek hastalıklarına neden olduğu bildirilmiştir.

- Primrose yağı ve balık yağı mide bulantısı ve GI (gastrointestinal -midebağırsak) sorunlarına neden olabilir.

- Vitamin aşırı kullanımı potansiyel olarak olumsuz etkilere neden olabilir; örneğin, hipervitaminozis-A anoreksi, uyuşukluk ve uzuv ağrısına ve psödotümör serebrilere neden olabilir.

- Geleneksel Çin ilaçlarında bulunan ağır metaller potansiyel olarak çoklu organlara zehirli olabilir.

Özellikle de çok sayıda bitkisel takviye alan hastalar için ilaç-TAT etkileşimi öngörmek olanaksızdır.

ABD’de Ulusal Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezi, TAT'ı aşağıdaki tabloda beş maddede özetlenmiştir:

·        Biyolojik temelli uygulamalar;  Vitaminler, otlar, diyetler, gıdalar, diğer besin takviyeleri (ek, aşağıdakilerden en az birini içerir: vitamin, mineral, bitki veya amino asit)
·        Manipülatif vücut bazlı uygulamalar; Chiropractic, masaj.
·        Zihin-beden tıbbı; Yoga, meditasyon, dua, reiki, tedavi edici dokunma, tai chi, qi gong, hipnoz, biofeedback, müzik terapisi, bilişsel davranışçı terapi.
·        Biyo-alan tedavileri; Akupunktur, aromaterapi, şifa verici dokunma, tedavi edici dokunma
·        Bütün veya Geleneksel Tıbbi Sistem; Homeopati, Naturopati, Ayurveda tıp (Hint geleneksel tıp), Geleneksel Çin tıbbı

Günümüzde, TAT alternatiflerinin hiçbiri bilimsel olarak uygun dozlama, güvenlik ve etkinlik sağlamak için kapsamlı bir şekilde araştırılmamıştır.





Özet: A.Şükran Demiralp

"İlaç - Besin Etkileşimleri İçin Araştırma Bilgileri Kullanımı" için:
http://asukrandemiralp2.blogspot.com/2016/12/ilac-besin-etkilesimleri-icin-arastrma.html

Devam edecek...

27 Temmuz 2018 Cuma

SADECE BAŞARI ÖYKÜLERİ İLE BİLİM OLMAZ - İMPLANT UYGULAMALARI

Öncelikle O özelliğe sahip her insan “hasta”, “engelli” tanımına dahil edilmemelidir. Bu konunun ayrıntıları daha sonra eklenecek.

Dahil olanlar için de, herkese tıpatıp  uyan bir elbise gibi standart bir tedavi yok ve bulunabilir mi?


Aşağıdaki uygulamaların bazılarını bazı vücutlar benimseyemiyor.


Madde 1) için bazı deneyimlerden alıntılar – 20 yaş üzeri:

·        Hasta yakını: “Deneysel tedavi önemli rahatlama sağlamasına rağmen, hastalığı ortadan kaldırmadığı gibi elektrik akımının beynin diğer bölgelerini de etkileyebilmesi nedeniyle farklı alışkanlıklara ve rahatsızlıklara neden olmaktadır.” 

·        Hasta: “DBS’den hemen sonra biraz rahatlamış gibi olsam da, bir yıl sonra tikler aynı şiddette devam ediyor; ‘hah'’ diye ses tiki yapıp kafa sallıyor ve boyun devirip kaș göz tikleri yapmaya devam ediyorum.”

Madde 1) için bazı deneyimlerden alıntılar – 20 yaş altı:

Hasta yakını: "Oğlum (şimdi 14 - 15 yaş civarı) Derin Beyin Stimülasyonu (DBS)'ndan epey fayda gördü. Tikleri bitti (mi? Bknz:  https://asukrandemiralp2.blogspot.com/2018/09/tourette-sendromu.html linki "Kompleks Tikler") OKB çok azaldı. Yalnızca Coprolali (küfür vb) konusunda işe yaramadı.  Okula, 2 yıl aradan sonra, geçen yıl sancılı bir uyum süreci oldu. Yine de notları gayet iyi. Çoğu zaman derslere giremedi;  okula gelse de bazı derslerde dayanamayıp çıkıyordu. Sosyal, Türkçe, Din Bilgisi derslerinden çıkıyor, başka sınıfların bilişim, görsel sanat ya da beden eğitimi derslerine giriyordu. Okul yönetimi çok iyi idare etti; 'Adam akıllı zaten 40 dk çok onun için' diyerek moral de verdiler. 

Şimdiki okuluna kaynaştırma raporu ile nakil aldık. Hem o rapordan doğan haklarımız hem de okul yönetiminin olumlu tutumu işimizi çok kolaylaştırdı."


Ameliyat Ağustos 2016’da yapılıyor.  Dikiş yerleri dışarıdan enfeksiyon kapınca pili Ekim 2016 çıkarılıyor. 4 Nisan 2017’de yeniden takılıyor. O sıralar 17 yaşında TS tanılı bir genç kız da DBS ameliyatı oluyor. İlk günler durumu iyi gibi görünüyor. Şimdilerde ise durumunun ameliyat öncesine geri döndüğü bilgisi var; yoğun motor ve vokal tikler devam ediyor.

Bir başka ergenlik yaşındaki bir TS'li de ise hiç bir düzelme olmuyor. 

Madde 3) için bazı deneyimler ve çıkarımlar:

Gerçek bir öyküden: İşitme engeli olan (doğuştan mı, sonradan mı bilinmiyor?)  2-3 yaşlarında bir kız çocuğuna takılan implant, hemen her yıl oluşan sorunlar nedeni ile değiştirilmek zorunda kalmaktadır. Bu yıl küçük kızın 6. Ameliyatı yapılacak. Her ameliyat genel anestezi altında yapılıyor. Her ameliyatın hasta ve yakınlarına maddi ve manevi yükü var. Hastaya olası nörolojik, psikolojik vd olumsuz etkileri var.


18 Eylül 2018, Gül Ustabaş Genç (GG) ve A.Şükran Demiralp (ŞD):
-  ŞD: Sosyal medyada hep "Başarı Öyküleri" paylaşılıyor. Neden?
- GG: Başarısızlık öyküleri herkese itici gelir, onlardan etkilenirlerse ameliyat olmak istemezler diye düşünülüyor sanırım.. Halbuki herkesin kulak yapısı farklı, mesela benimki de cok farklıymış. O yüzden ameliyat 8 saat sürmüş - Gül Genç işitme cihazı kullanmıyor, dudaktan okuyarak iletişim kuruyor. Kireçlenme vb riskler için defalarca ameliyat olmak istememiş. Konuyu araştıran bilinçli bir şekilde karar verebilen bir hanımefendi.- Bu sadece bir örnek. Esnafların çokça kullandığı bir söz vardır: "Memnuniyetinizi dostlarınızla, şikayetinizi bizimle paylaşın gibi.."; ondan olabilir mi?
Ve 8.ameliyatı da olmuş bu sevgili küçük kız :
Sorun cihazda mı, ameliyatta mı yoksa kızcağızın bünyesi mi kabul etmiyor? Bir daha yinelerse, buna cevap verebilecek bir uzman / uzmanlar ekibi de yok mu?
Bu konuları da açıkça paylaşabilmeliyiz. Neden bazılarında sorun çıkıyor? Bilim sadece ve sadece BAŞARI ÖYKÜLERİNİ değil, asıl başarısız durumları da göz önüne alırsa BİLİM olur. Bu yoksa, gerisi?
Ve  BAŞARININ ÇOK YÖNLÜ DEĞİŞKENLERİ neler? TIK
·        Takılan implantı üreten / ithal eden firma ile ilgili sorunlar; tüketici kişi ve firma arasında sözleşme var mı? Varsa, tüketici bu sözleşmenin maddelerinin ne kadar kadar bilincinde? Firmadan bu cihazı alanlar arasında YAZILI BİR SÖZLEŞME var mı?

·        İmplant ameliyatının olası riskleri neler? Hasta ve hastalar çok küçük yaşta olabileceklerinden, daha çok hasta yakınları, bu konuda ne kadar bilgili ve bilinçliler?

GENEL OLARAK:

·        Ameliyat için imzalanan ONAM FORMLARI ne kadar okunarak ve anlaşılarak imzalanıyor?
§  Olası yararlar ve zararlar? Hastaya maliyeti:
  Hastanın yaşına da bağlı olarak nörolojisine, psikolojisine vd etkileri? 
 Maddi durumuna etkileri?

Devam edecek..

A.Şükran Demiralp, 28 Temmuz 2018

15 Temmuz 2018 Pazar

Doğaçlama İşbirliği




Tik Bozuklukları ve/ya Tourette Sendromu'nda da şöyle durumlar 
olabiliyor: 
Gerçek bir öykü:

Alış-veriş için tam kapıya yöneldiğimizde bir hanım, binanın yangın merdiveni yakınında çığlık atıyor. 

Bir kedi, köşede korkudan duvara doğru büzülmüş bir güvercine doğru ilerliyor. 

Tikleri olduğunu bildiğimiz bir delikanlı, hemen yangın merdivenine yönelerek kediye doğru olağanüstü bir tınlamayla köpek gibi havlıyor. 

Vücut şekli de aynen karşısındakini korkutmak isteyen bir köpeğinkini andırıyor. 

O sırada kedi hareketsiz donakalıyor sanki. 

Bir hanım hemen yakındaki kedilere konan su kasesi ile kediyi sulayınca, kedi ortamdan hızla uzaklaşıyor.  

Ve güvercini kurtarıyorlar.

Sadece bu öykü bitti. Devam edecek..

Diğer:
Derleyen: A.Şükran Demiralp, 15 Temmuz 2018

8 Temmuz 2018 Pazar

Nörolog Dr. Oliver Sacks'ın Nörolojik Öykülerinden


Oliver Sacks’ın (OS) nörolojik  gerçek yaşam öykülerinden birinin kısa ve sade bir özetini yapmaya çalıştım:

Bayan M ve bayan S; 80 – 90 arası yaşlardalar. Her ikisi de bu yaşlarda yaşadıkları epileptik krizleri nedeni ile beyinlerinden tekrarlayan birkaç müzik parçası duyuyorlar.

Epileptik krizlerin tetiklendiği beyin bölgeleri müzik üretimi ile ilgili olduğu için “Müzikonejik Epilepsi” deniyor. Bu müziklerin o anda yaşadıkları dış dünya ile bir ilgisi yok, krizler nedeni ile beyin üretiyor.

OS araştırmasında, her iki hastanın da beyninde duydukları müzikleri geçmişleri ile ilgili buluyor; bu müziklerin, başka olgulardan bilindiği gibi, epilepsiye bağlı fizyolojik alt yapı ile ilgili olmasının yanısıra duygusal bir yanı da olabileceğini ortaya çıkarıyor.

Bayan M’nin eskiden mırıldandığı müziklerden bir kaçını duyuyor olsa da bunlara özlem duyduğu bir bağı yok. Tekrarlayan hep aynı seslerden bir an önce kurtulmak istiyor. OS’nin başladığı antiepileptik ilaçlarla bu seslerden kurtuluyor.

Fotoğraf ve yazı kolaj: A.Şükran Demiralp

Bayan S’nin ise beyninde duyduğu müziklerle duygusal bir bağı olduğu anlaşılıyor.

Bayan S, bayan M’den hem epilepsisinin fizyolojisi hem de kişilik özellikleri açısından çok farklıydı. 72 saat boyunca sürekli nöbet geçirmişti. Bu durum beynin derinlerindeki duygusal sistemleri olumsuz etkilemişti elbette. Ancak, bu nöbetler aynı zamanda çok derinlerdeki bir duygu ile de bağlantılıydı; uzun süredir unuttuğu evi, çocukluğuyla ilgiliydi.

Dolaysıyla, bayan S’de geçmişe özlem çok ciddi ve kronikti. Çünkü babası daha o doğmadan, annesi ise o daha 5 yaşında bile yokken ölmüşlerdi. Tek başına kalınca, İrlanda’dan ABD’ye, bakıcı bir teyzenin yanına gönderilmişti. Burada kısıtlar içinde büyümüştü.

Bayan S, 5 yaşına dek olan yaşamını; ne annesini, ne de İrlandayı, bu krizler öncesinde hiç hatırlamıyordu. Bundan çok büyük acı duyuyor, hep çocukluk anılarını hatırlamak için çabalasa da olamıyordu.

Oysa, hastalığa bağlı gördüğü bu rüyalar, sesler unuttuğu çocukluğunu geri getirmişti. Bu deneyimi sanki yaşamı boyunca inatla kapalı olan bir kapının açılması gibi bir şey olarak açıklıyordu. Fiziksel olanla kişisel olan arasında bir köprü kurulmuştu.

İnmesi ve ona bağlı epilepsi tedavi oldukça bayan S’nin çocuklukla ilgili görüntüleri ve müzikle ilgili epilepsi krizleri yok oldu. Bayan S, nöbetleri tamamen bittiğinde, bu hatırlamalar sayesinde kendini sağlıklı ve iyi hissetti:

“İyi ki de nöbetleri yaşadım. Onlar yaşantımın en sağlıklı dönemleriydi. Artık çocukluğumu kaybetmiş hissetmiyorum. Detayları hatırlamasam da her şeyin yerli yerinde olduğunu biliyorum. Kendimi daha önce hiç bu kadar tam hissetmemiştim.” 

Bu öykünün anlatıldığı 1985’li yıllar için neden beynin müzikle ilgili bölümlerinin ileriki yaşlarda bu çeşit boşalımlara açık olduğu bulunmuş değildi. (Derleyenin notu: Günümüzdeki son durumu henüz bilmiyorum.)

Bayan M hastalığını bir esaret, bayan S ise hastalığını yaşamının eksik bölümünü tamamlayan; onu sürekli geçmişi hatırlama çabasından kurtaran, yıllardır açamadığı bir kapıyı açan bir anahtar olarak görüyordu. 




TIK'layınız: http://asukrandemiralp2.blogspot.com/2016/04/acaba-hastaliklar-olmadan-yasayabilir.html

 
Derleyen ve Fotoğraf: A.Şükran Demiralp, 8 Temmuz 2018

27 Haziran 2018 Çarşamba

TİKLERİN OLASI NEDENLERİNDEN?


•Dış etkenlerin yarattığı baskı aşırı duyarlılık  geliştirir
•Aşırı duyarlılık aşırı tepki verme nedenlerindendir
•Baskı ortadan kalksa bile tepki mekanizması devam eder; varolan tikler tetiklenmiş ve yeni çeşniler de eklenmiş olabilir...


Gözlemleriniz?
A.Şükran Demiralp, 27 Haziran 2018

"Tourette sendromuna katkıda bulunan risk faktörleri iyi anlaşılmamıştır. Muhtelif genetik ve çevresel faktörler muhtemelen bu karmaşık bozuklukta rol oynar. Araştırmacılar doğum öncesi ve sonrası oluşan faktörleri inceliyorlar."
http://asukrandemiralp2.blogspot.com/2018/01/tourette-sendromu-ile-ilgili-yeni.html

13 Mayıs 2018 Pazar

FARKLI OLANI SEVEBİLMEK

"En iyi ilaçtır sevgi."

Bir üniversite hastanesindeki çocuk psikiyatrisi bölüm başkanı doktor böyle demişti işte.

Sevgi nedir?



Fotoğraftaki anne aslında siyah beyaz yavrunun gerçek annesi değil. O yavru kimsesiz bulunmuş ve bu sevgili anneye getirilmiş. Bu sevgili anne daha önce de böyle kimsesiz yavruları kabul etmişti. Bu fotoğraf yaklaşık bir yıl önceden. Şimdi bu yavruların hepsi onları seven birer aile yanında diye biliyorum.

Sevgi, biz insanlar için nedir? Acaba hayal edilenle önündeki gerçek arasında bir orta dengeyi bulabilmek midir?

"Hayvanlar gerçekleri insanlardan çok daha hızlı kabullenirler. Yaşama hep kaldıkları yerden devam ederler. Onlarda neden buna sahibim / değilim vbg yakınmalar var mıdır? Peki bizler nasıl yetişiyor ve yetiştiriyoruz da sahip olduğumuz farklılıklar, bozukluklar vbg daha daha çok HASTALIĞA dönüşebiliyor? Hastalıklara da çözüm üreten bilim bu konuya nasıl yaklaşıyor? Veya bilimin değiştirmesi gereken neler var?"


A.Şükran Demiralp, 30 Mart 2018


6 Mayıs 2018 Pazar

Anne – Babalık vb Becerileri ve Gelişim


Otizmli bir çocuğu olan annenin intiharından söz eden çok az haber kaynağı var. Tesadüfen birkaç arkadaşımın paylaşımlarından haberim oldu.

Habere göre, anne eşi ve yakınları tarafından terk edilmiş. Çocuğu ile yapayalnız bırakılmış. Ve anne yaşamına son vermiş.

Otizm ve birçok bozukluk tanı ölçütlerine göre Nörogelişimsel Bozukluklar sınıfına giriyor; genetik etkenler de söz konusu. Annenin ve babanın bu genetik mirasın etkilerini hiç yaşamamaları ne derece olası? Bunu tahmin edebilmek için uzman olmaya da pek gerek yok gibi; çevremize bakabiliriz.


Genetik mirasa sahip bazı benzer bozuklukları yaşayan bireyler çok farklı gelişimler gösterebiliyor. Bu da onların çevresel koşullar içine alabileceğimiz sosyal ve ekonomik koşulları en başta olmak üzere, yemelerinden içmelerine, soludukları havaya, içinde yaşadıkları kültüre, çevrelerindeki insanların davranışlarına vb, gibi birçok etkene bağlı. Aynı ev ortamında çocuğun rol-model olarak alacağı davranış kalıpları da yakın çevre ortamı içinde olan bitendir. 

İntihar eden anne yapamadı. Neden?

Kısacası, türünün en iyilerini seçip; “onlar yapabildi, sen de yapabilirsin..” şeklindeki sunumlar herbirimizin yolunu ne kadar aydınlatabilir? O anne neden yapamadı? O annenin O çocuğu, şimdiden çok uygun koşullarda bir ortamda yetiştirilebilse, belki yapabilecek! Nörogelişimsel süreç olumluya çevrilebilir belki de?

Sorun, çocukların kaderlerinin (!) sadece anne, baba, vb ile sınırlı olması, olmak zorunda bırakılması değil mi?

Temel Hak ve Özgürlükler diyoruz da? Temel Hak ve Özgürlükleri elde edemeyenler veya “Leylek ile Tilki” masalındaki gibi önlerine sunulanlar?


Yapabilenler, yaptıran destek koşullardan bağımsız olabilir mi? Aynen yapamayanların, köstek koşullardan bağımsız olamayacağı gibi.

Dolaysıyla, günümüz koşullarında, dünyanın her yerinde bazı az sayıda anneler – babalar vb, bazı çocuklar, bazı gençler birlikte vd yapabilirken daha çoğunun yapamama olasılığı çok daha fazla oluyor.   

HBT - 2016 haberinden:

"Otizmden etkilenen ve potansiyeli göz ardı edilen insan sayısı ise çok yüksek. Bu insanların birçoğu ortalama zekâ ve üzerinde olmasına rağmen, okulda ve işte başarısız oluyor. Fransa’da % 90’ı ilkokula giden otistik çocukların ancak %1’i liseye geçebiliyor. Ya da Amerika’da, liseye giden otizmlilerin yarısından azı mezun olabiliyor. İngiltere’de, yüksek işlevli otizmi olan yetişkinlerin sadece % 12’si tam zamanlı çalışabiliyor. Birleşmiş Milletler ise, dünyada iş sahasında olmayan otizmli oranının %80 olduğunu tahmin ediyor.
Aslında bu rakamlar bir trajediye işaret ediyor: milyonlarca insan atıl, izole ve iş dünyasının dışında yaşıyor. İlgili anne babalar ve kardeşler, nasıl yardımcı olacaklarını bilmiyorlar. Otizm, topluma pahalıya mal oluyor, yani ekonomik büyümeyi azaltıyor ve engelliler için ayrılan fonu şişiriyor. Oysa otizm tanısı konmuş insanların hayatlarını dönüştürebilecek çok fazla şey var: erken dönemde teşhisten, iş bulmaya yardımcı olmaya dek…"


BBC Türkçe - 2016 haberinden:
“İngiltere'de otizmli çocuklar üzerine yapılan bir araştırma, anne babalık becerilerinin otizmli çocukları geliştirdiğini ortaya koydu.
Londra'daki King's College Üniversitesi'nden bilim adamlarının önderliğinde yapılan araştırmaya göre, ebeveynlerin çocukları ile 2,5 yaşından itibaren kurdukları iletişim semptomların şiddetini azaltıyor.
Uzmanlar araştırmada konuşma sorunu yaşayan ağır otizmli çocuklara odaklandı.
Anne ve babanın iyi bir iletişim kurduğu çocukların semptomlarında yüzde 15 oranında bir azalma görüldü.
Uzmanlara göre anne babalık becerilerinin gelişmesi, çocuğun sosyal becerilerinin de gelişmesi anlamına geliyor.

Sosyal aile ile otizmli çocuklar da sosyalleşiyor
Sonuçları tıp dergisi Lancet'te yayımlanan bir makalede duyurulan araştırmada ebeveynlere, çocukları ile oynadıkları sırada kaydedilmiş görüntüler izletildi.
Aynı zamanda bir terapist de onlara, çocukları ile daha iyi bir iletişim kurmaları için ipuçları verdi.
Anne babalık becerilerinin eğitimle güçlendirildiği ebeveynlerin çocuklarının önemli ölçüde gelişim gösterdiği, zamanla daha fazla konuşmaya başladıkları gözlendi.
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Manchester Üniversitesi'nden Profesör Jonathan Green, anne babalık becerilerinin otizmli çocukları geliştirdiğinin ortaya çıkmasının çok önemli bir gelişme olduğunu söyledi.
Jonathan Green, "Elde edilen sonuçların sıra dışı" dedi.”
Varabildiğim yer: Günümüzde “Bağlantısal Bütünsellik” giderek daha çok duyulacak. Sanırım “Bağlantısal Bütünsellik”, nöronlar arasındaki bağlantıların her birimizdeki farklı gelişimi olarak yorumlanabilir. Tıpatıp aynımızdan bir model oluşturulduğunu varsaysak bile, ilk farklı durumda nöronlarımız farklı bir bağlantı oluşturacakları için artık iki farklı bireye dönüşüyoruz.  Bu durumun benzerini tek yumurta ikizlerinde de yıllar önceden (belki 1970’li yıllardı, o zamanın Bilim ve Teknik dergisinde okumuştum) gözlemlendiğini hatırlıyorum. İkizler birbirlerinden uzakta iki farklı çevrede oldukça farklı bireyler olarak yetişmişlerdi.
Prof. Dr. Türker Kılıç’ın sunumlarından aklımda kaldığı kadarıyla, eğer;
Maddeden – Enerjiye,
Genden – Düşünceye,
Beyinden -  Zihine,
Parçadan – Bütüne,
Ben’den – Biz’e  - Biz'i varolan herşey olarak anlıyorum - doğru gidiyorsak o zaman; "O -anne, çocuk, baba, vb -  yapabildi,  SEN -anne, çocuk, baba, vb - de yapabilirsin, niye yapamıyorsun ki?” demeyeceğiz vb. “Her birimiz nasıl yapabiliriz?” için "önümüzdeki engeller nelerdir?" diyeceğiz vb.
Prof. Dr. Türker Kılıç, Parkinson için bağlantısal bozukluğun olduğu yerin bulunduğunu söyledi.  Burası uyarılarak Parkinson tedavi edilebiliyor dedi. Alkolizm için bulunabilse, o da tedavi edilebilecekmiş. Bence daha da önemlisi, hırs ve sonsuz para kazanma hastalığının bağlantıları bulunabilirse, BİZ olabilme gerçekliğine daha çok yaklaşabiliriz belki.
Başka türlü birbirimizin koşulları nasıl yaklaşabilir? Yaklaşabilir mi?



Derleyen: A.Şükran Demiralp, 6 Mayıs 2018